Çocuğuma Mektup


Çocukluğum, Kimselerden koruyamadığım, kendi içinde yaşadığı savaşta kaybolan, günbegün yaşlanan çocukluğum... Küçüktün, mahallede oynayan çocukların beline erişemeyecek kadar küçüktün hem de. Büyüktün, hepsinin olmanı istediği minik kalbinde büyük adam olma isteğini taşıyan bir küçük… Yalnız bırakıldığını zannettin. Düşünce savaşının ortasında yapayalnız bırakılmış bir çocuk ve savaş meydanında kaybetmiş bir çocukluk... Her zaman farklıydın. Çok geç farkına varmam seni büyük bir yıkıma uğratmıştı. Yaşadığım şu kısa hayat boyunca tek pişmanlığım sana sahip çıkamayışımdır. Köşe başlarında usulca etrafı gözetleyen, en ufak bir şeyde yaftanın basıldığıydın sen. Hiçbir kabahatin olmamasına rağmen tüm kötülükler sana bağlanmıştı. Sen daha doğduğunda başlamıştı ailenin küslüğü. Sanki tek hasta olan çocuk senmişsin gibi hastalığının acısını bile yaşamana izin vermediler. Belki kitlenmiş kollarında yaşadığın acıdan tutunamadın hayata. Hasta olan değil de onu yetiştiren çekiyormuş acısını. Senin yaşadıkların bir kalemde çizildi, senin üzerinden kendi acılarıymış gibi hayat hikayelerini kalem alacaklardı çünkü. Pamuktan bir yatakta uyutuyorlardı seni. Oysa bilmezlerdi ki sen hiç uyuyamazdın. Üzerinden kayan battaniyenin ucundan giren yalnızlığın esintisi korkuturdu seni. Korkardın, gecenin karanlığında camın pervazından sızan ışıktı umudun. Düşüncelerinin arasında dolaşırken uyku göz kapaklarını çekiştire çekiştire seni o korkulu rüyaya çekmeye çalışır sen de çaresiz sabahın ilk ışıklarına kadar direnirdin. Bu yüzden günün ilk ışığını herkesten önce sen görürdün. O ışık, uyku öncesi süt gibi senin uyku vaktini haber verirdi. Gün doğar, kuzular, bahçedeki kasımpatılar uyanır, ev halkı birer birer gözlerini açarken sen uykuların en tatlısına dalıp gitmiş olurdun bundan sonra. Sevgiyle gölgelenmiş korkularda büyüdün sen. Fazla sevgi, fazla ilgi büyük korkuları beraberinde getirir. Çocukluğum, korkma. Korkuların pençesinde yoğrulmuş bir hayatın getirdiği en güzel şey büyüdüğünde hiçbir şeyden korkmamak olur. Görülebilecek tüm kötülükleri ya yaşamış ya da saklandığın köşe başında kendine olursun çünkü. Büyüdüğünde seni toz pembe bir hayat beklemiyor. Ama alışıyorsun. Korkmuyor, önemsemiyorsun. Hayat öyle değiştiriyor ki seni en korktuklarından bol kahkahalı bahseder oluyorsun, hissizleşiyorsun. Ne hissedeceğini nerede ne yapacağını bilemeyecek kadar aciz oluyorsun. Hiçbir şey hissetmiyorum ve bundan korkuyorum. Kimse ağlamaz. Bende ağlayamaz oldum, bir damla göz yaşı için kavuşmayı bekleyen Leyla’ya döndüm. Kapına geldim, benim halime ağlasa çocukluğum ağlar dedim. Kimse bana sahip çıkmadı. İnsan yaş aldıkça çocuklaşır derdiler, ben hiçbir zaman çocuk olamadım ki. Yaşayamadığım çocukluğum için çocukluğuma sığınıyorum. Sana geliyorum. Uzakta değilim, yoldayım, sabah camın pervazından esen rüzgarda bulursun beni.


2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Babama Mektup