Çocuklar


Kafanda binlerce soru, bir yandan aile ilişkileri diğer yandan üniversite ve dersler veya çalışma hayatı… düzenini sonuna kadar kaybetmiş bir odada bir elinde telefon bir elinde sigara kah sağ yana kah sol yana dönüp duruyorsun. A uygulamasındaki bildirimler, B uygulamasındaki gönderiler, C uygulamasındaki sohbet edebileceğin potansiyel insanlar, D uygulamasındaki oyunda karakterinin gücünü arttırmak ve oyunda yükselmek ve bunlara ilaveten E uygulamasındaki eğlenceli videolar, F uygulamasındaki müzikler velhasıl yemek içmek ve tuvalete gitmek dışında odağını muhtemelen dikdörtgen bir araçta tutan şeyler ve birbirinin aynısı geçen günler. Bir gün, iki gün, üç gün derken talana uğramış gibi bir izlenim veren evden saç sakal birbirine girmiş, göz altları çökmüş halde kendini terliklerle sokağa attın. Tütünün bitmiş bu nedenle kendini şarjı bitmekte olan bir telefon gibi hissetmeden önce bir en az üç günlük tütünü depolamak için dışarı attın. Caddeye inen sokaklardan ara mahallelere girdin. Sokaklar, mahalleler, binalar telefonda bir arkadaşlık uygulamasında umduğunu yakalamak için nefesini tutmuş bekliyor gibi sessiz karşıladılar seni. Şöyle de olabilir caddeye giren ara sokaklardan mahallelere girdin. Sokaklar, mahalleler, binalar bir videonun tam ortasında internet bağlantısı kesildiği için ana karakterlerin şekilsiz bir suratla donup kaldığı gibi hareketsiz bakıyorlardı. Birkaç adım daha attın, kirli bir arabayı geçtin. Köşeyi dönünce yerdeki taşlarla oynayıp birbirleriyle oynayan; bağırıp çağıran, gülüp eğlenen çocuklar gördün. Bundan yaklaşık dört ay önce üniversite okumak için yirmi üç saat otobüs yolculuğu yaparak bu şehre geldikten bu yana aile yüzü görmemiş; çoluk çocuk, anne baba nedir unutur olmuştun ama şimdi karşında şekilsiz-sevimli suratlarıyla “bu benim taşım, sen de kendine bir taş bul. Bunlar bizim bebeklerimiz olacak” diyen çocuklar vardı. Birbirinden habersiz geçen günlerde dağınık bir odada sağ taraftan sol tarafa döne döne bir taraflarını çürüttüğün uygulamalarda böylesi bir şey yoktu. Senin için çoktandır hayat bu uygulamalardan ibaretti. Bütün insanlar buradaydı. Hiç tanımadığın insanlarla konuşup anne babanı, ayrıldığın kızı, sigaraya başladığını kısacası her şeyi anlatabiliyordun. Bu çocuklar kim, bütün insanlar oradayken nasıl büyüyorlar diye düşündün. Sigara almaya doğru yoluna devam ettin. Tütüncüden birkaç paket sigara aldıktan aklına çocuklar geldi, yan büfeye girdin. Girişte, kasanın orada bulunan kalp şeklinde şekerlerden dört tane alıp cebine koydun. Bu sefer eve doğru giden yolu takiben mahallelere girip sokaklara daldın. Çocukların oynadığı yere yaklaşırken cebindeki şekerleri nasıl vereceğini kurgulamaya başladın. “Çocuklar, gelin bakalım buraya diyeceğim gelince de şekerleri vereceğim.” diye düşündün. Birkaç adım daha attıktan sonra aklına her gün haberlerde bir yenisini duyduğun, hemen ertesinde sosyal medyada birbiri ardına paylaşılıp lanet okunan çocuk istismarı olayları geldi. Ya çevredekiler yanlış anlarsa diye düşündün. Şöyle başını kaldırıp etrafına bakındın kimler var diye. Binalar, binaların pencereleri burada kimseler kalmıyor diye cevap verdiler sana. Adliye önlerinde basın açıklaması yapan avukatların sanıkların en ağır cezayı almaları için ellerinden geleni yapacaklarına dair paylaşılan görüntüler geldi gözünü önüne. Giderek cesaret denilen şeyden nasibini yitirmeye başladın. Her adımla beraber sallanan kapüşonunun cebindeki şekerlerin ambalajından çıkan seslerle istismar edilen çocukların fotoğrafları birbirine karışıyordu. Anahtarı çevirdin. Birinci kapıdan geçtin. Anahtarı çevirdin ikinci kapıdan geçtin. Odaya geçip cebinden çıkardığın şekerleri masaya bıraktın. Telefonunu çıkarıp uygulamalarda gezinmeye başladın. Bir şeyler ararken kenarda küçük bir yerde bilinmeyen bir gazete haberinde “BİR ÇOCUK DAHA” yazıyordu, görmedin. Bir uygulama, bir başka uygulama….


0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Kahve