Önümdeki Adamın Hikayesi


Bir süreliğine bir taşın üstüne oturdu adam. Eskiden gelen alışkanlıktır sigaranın adamı öldürdüğünü söyleyenlere aldırış etmez, çalışmanın da sigarayı öldürdüğüne inanır bu yüzden yemek ve çay aralarında sigara içmeyi ihmal etmezdi. Daha nefesi yerine gelmeden aceleyle sigara paketine davrandı ve sigarayı çıkarmasıyla yakıp derin bir nefes gri, beton renginde dumanı ciğerlerine çekmesi bir oldu.


Hemen yan tarafında elindeki mala ile duvarı iç taraftan ince sıva ile sıvayan arkadaşın Aşık Reyhani'den söylediği türkü duyuluyordu. Bu arada aklına ertesi gün kalfadan parasını aldığı gibi valizini toplayıp Ağrı’ya döneceği geldi. Diyadin’e varınca çocuklara birkaç parça elbise biraz da meyve alırım, öyle eve geçerim diye düşündü.

Ertesi gün bundan tam dört ay önce İstanbul’a gelirken yanında getirdiği süngerden yatağı ve battaniyesini eski bir un çuvalına koyup valiziyle beraber otobüs terminaline gitti. Bir sigaranın daha kutusundan ayrılıp kendini toprakta bulmasından az sonra yolcular yerini almış ve İstanbul eski model Mercedes’in gürültüleri arasında kayboluyordu.


Devam eden on altı saat içinde her üç dört saatte bir otobüs mola veriyor yolcular kapı açıldığı gibi peş peşe tuvalete uğruyorlardı. Tuvaletten sonra yolculardan kimisi çay kimisi çorba içmek için otururken bazıları da krize girmiş gibi üst üste sigaraya davranıyorlardı. Mola süresi bittiği gibi yolcular tekrar yerlerini alıyor otobüs arkasında kara bir duman bırakarak yola devam ediyordu.


Ertesi gün yeşil ağaçların yerini gri bir toprağa bıraktığı yerde otobüsten indi önümdeki adam. Çantasını ve sırtında taşıdığı yatak yorganını sırtladığı gibi yolun solunda kalan köye yöneldi. Yarım saatlik yürümenin sonunda köyün üst bölümünde yer alan, bir tepeye sırtını dayamış eve yaklaştı adam. Çok geçmeden evden bir kadınla bir çocuk karşılamaya geldiler adamı.


Ne zaman gelecek diye sorduğumda sabah saat dokuz on gibi gelir demişti annem. Sabah saat sekizde kalkıp elimi yüzümü her zamankinden daha özenli yıkadıktan sonra merdivenlerde oturup zamanın geçmesini bekledim. Dört beş saat bekledikten sonra hiçbir şeyin olmadığı fark edince bugün de gelmeyecek diye düşünüp uyumaya gittim. Ne kadar uyudum bilemiyorum akşam karanlığı çökerken salondan gelen insan sesleri ile uyanınca önümdeki adamın geldiğini anladım.


Her iki ayda bir gidip üç dört ay sonra gelen adamın şu an içinde olduğu odaya nasıl gireceğimi bilemedim. Bir süre ne yapacağımı bilemeden salondan gelen konuşmaları dinledim. Anladığım kadarıyla adamla amcam köy ve hayvancılık üzerine konuşurken annem de onlara çay servisi yapıyordu. Sonra nasıl oldu bilemiyorum kapıyı açıp annemin yamacına kaçtım. Baban sana ve abine tren almış dedi annem. Önümdeki adam gelmiş, hoş gelmiş dedim içimden.

3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör