Açık Denizler: Felsefenin Alt Disiplinleri


Bilim felsefesi Albert Einstein’ın “Her türlü düzenden yoksun duyu verileri (algılar) ile mantıksal olarak düzenli düşünme arasında uygunluk sağlama çabasıdır.” şeklinde yorumladığı bilim felsefede de kendine yer edinmiştir. İlk çağda bilim felsefe ile iç içe iken matematiğin felsefeden ayrılmasıyla bilimlerin felsefeden ayrılışı başlamıştır. 5-10.yüzyılları arasında, Orta Çag’da felsefe alanında pek bir gelişme olmamıştır. Bu dönemde İslam ülkelerinde felsefenin yanında bilim ve teknik de gelişmiştir. Orta Çağ’da duraksayan bilimlerin felsefeden ayrılma hareketi Rönesans’la aniden hızlanmıştır. Fakat çokça karıştırılan bir durum var. Bilim felsefesi ile bilimsel felsefenin karıştırılmaması gerekir. Bilimsel felsefe yapan akımlar Pozitivizm ve Mantıkçı Pozitivzmdir. Bilimsel felsefe, felsefeyi bilimin alt dalı yapmaya çalışır. Amacı felsefeyi metafizikten arındırmaktır. O halde bilimsel felsefenin bilim felsefesiyle çakıştığını söyleyebilir miyiz? Ama hani felsefede tutarlılık ön plandaydı? Varlık Felsefesi (Ontoloji) Var olan ya da var olduğu söylenen şey varlık kavramını oluşturur. Aristoteles’e göre ontoloji varlığın mahiyetinde varlığın bilimidir veya varlıkların incelenmesidir. Örneğin “Varoluş nedir? “sorusu ontoloji ile ilgili bir sorudur. Bilim açısından varlık olgusal olan maddelerdir. Bilim bunu varlığın ön koşulu olarak kabul eder. Felsefe ise varlığın olup olmadığı, bilinip bilinmeyeceğini gibi sorularla uğraşıp bunları kendi içinde “Tutarlı-Çelişkisiz” olma şartıyla kabul eder. Felsefe varlık problemlerini saf akılla, düşünme yoluyla çözmeye çalışır. Felsefede varlık sorunu evreni açıklama çabalarıyla başlamıştır. Friedrich Nietzsche ve Jean-Paul Sartre’nın temsilciliğini yaptığı Nihilizm ve Taolizm akımları varlığı kabul etmez. Realizma (gerçeklik) akımı ise varlığı kabul eden akımlardandır. Varlığın ne olduğu filozoflar arasında çok tartışılan bir konu olmuştur. Varlığı oluş olarak kabul edersek evrenin sürekli değişim içinde olduğunu, hiçbir şeyin aynı kalmadığını, her şeyin bir oluş içinde olduğunu söylemiş oluruz. Bu anlayışın başlıca temsilcileri: Heraklitos ve Whitehead’dır. Hatta Heraklitos şöyle açıklamıştır: “Ayni derede iki kez yıkanmaz." Varlık İdeadır: Varlığın ilk ve en önemli ögesinin idea/ düşünce olduğunu savunur. Bunu savunan filozoflar zihinden bağımsız bir dünyanın olmadığını savunurlar. Platon idealizmin kurucusudur. Başlıca temsilcileri Sokrates, Platon, Aristoteles, Hegel’dir. Varlık Maddedir: Madde var olan tek tözdür. Maddecilik “fiziksel maddenin tek veya esas gerçeklik olduğu” yönündeki kuramdır. Her şey maddeden oluşmuştur ve bilinç de dahil olmak üzere bütün görüngülerin maddi etkileşimler sonucu oluştuğunu öne süren, a priori olan hiçbir metafiziksel kavram kabul etmez. Başlıca temsilcileri: Demokritos, Hobbes, Karl Marx, La Mattire’dir Varlık Hem İdeadır Hem De Madde: Descartes’e göre iki cevher vardır. Bunlar ruh ile maddedir. Ona göre ruh düşünen, madde ise yer kaplayan cevherdir. Bu görüşü benimseyenlere “Kartezyen” denir. Varlık Fenomen Olarak Vardır: Varlık görüngü (fenomen) olarak vardır. Başlıca temsilcisi Descartes’tır. Sizce varlık nedir? Onu cevher gibi yalın sözcüklerle açıklayabilir misiniz? Metafizik Metafizik; incelenen varlık, varoluş, evrensel özellik, ilişki, sebep, uzay, zaman, tanrı, olay kavramlarıyla beraber felsefenin bir alt disiplini olmuştur. Peki metafiziksel olduğu söylenen soruların paylaştığı ortak bir nokta var mıdır? Bazı filozoflar böyle bir noktanın bulunamayacağını düşünüp metafiziğin sistemli bir tanımını yapmaya çalışmamamızın gerektiğini ve metafiziği gerçekliğe dair bir şeyler söylemeye çalışan diğer alanlardan net bir şekilde ayıramayacağımızı iddia etmiştir. Belki günümüzdeki bilim kavramına göre metafiziğe bilim diyemiyor olsak da Aristotelesçi anlamda metafiziğin de bir bilim olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü metafizik varlığın doğasına dair, gözleme dayanma oranı daha az olsa da sistematik bilgi edinmeyi amaçlayan bir disiplindir. Sizce metafizik bir bilim midir? Sanat Felsefesi İnsanın meydana getirdiği eserleri ele alan, sanatın neden olduğunu, sanatçıyla olan ilişkisini sorgulayarak inceleyen disiplindir. Dil Felsefesi Dil ile felsefe arasındaki ilişki genelde filozofların dili kullanarak felsefe yapmaları, özelde ise dilin özü ve temelini sorgulamalarıdır Ahlak Felsefesi (Etik) Etik terimi Yunanca’da kişilik karakter anlamlarına gelen “ethos” sözcüğünden türetilmiştir. Etik doğru davranışlarda bulunmak, doğru insan olmak ve değerler hakkında düşünmektir. İnsanın eylemlerini özel bir problem alanı olarak ele alan, onları yöneten ilkeleri araştıran ve “olup biten” yanında, “olması gereken” davranışların neler olduğunu da bulmak isteyen felsefe dalıdır. Felsefi Antropoloji (İnsan Ontolojisi) İnsan ile ilgili olan tüm konuları kapsar. İnsanın varlık yapısı, ne olduğu, evrendeki yeri, varlık koşulları gibi sorunları ele alır. Siyaset Felsefesi Devletin nasıl olması gerektiği, yönetimi, yasaları, toplum düzenini ele alan felsefe dalıdır. Din Felsefesi İnanma insanın bir ihtiyacıdır. Din bu inanma duygusuyla ilgilenir. Ama dinin ne olduğu, insanla tanrı arasında nasıl bir bağ olduğu gibi soruları tartışmaz. Bilgi Felsefesi (Epistemoloji) Farabi’nin “Varlığı ve devamlılığı insanın yapıp etmelerine bağlı olmayan varlıkların mevcudiyetiyle ilgili olarak akılda kesin hükmün hasıl olmasıdır.” şeklinde yorumladığı bilgi genel itibariyle kaynaklarda “insan aklının alabileceği gerçek, olgu ve ilkelerin tümüne verilen ad” olarak geçer. Bilimle beraber felsefenin de ele aldığı konulardan biridir bilgi. Bilime nazaran felsefe bilginin ne olduğunu, kazanıldığı şeyle olan ilişkisini, kazanıldığı şeye uygunluğunu ve uygunluğun ölçüsünü araştırır ve bu sorulara cevap vermeye çalışır. Genel olarak bu alana epistemoloji yani bilgi felsefesi denir. Thales gibi ilk çağ filozofları metafizik ile uğraşıyorlardı. Evrenin salt/ arı maddesini bulmak artık bir amaç haline gelmişti. Fakat herkesin bu konuda vardığı fikirler farklıydı ve bu farklılıkla beraber gelen çelişkiler filozofların akıl ve bilgiye yönelmesine yol açtı. İnsanlar, filozoflar doğru olan tek bir bilginin peşindeydi. Sürekli belirtiyor olduğumuz bir cümle var ki az önce söylediğimiz ifadenin kancasına takılıyor. Hani felsefede doğruluk yoktu? Belki de bahsedilen elde edilen bilginin ancak mantıklı olması şartıdır kim bilir? Sonra devam ediyor zihnimizdeki kelime silsilesi. Bilgiye yönelen insan, bilgilerinin doğruluğunu sorgulamaya başlıyor ve beraberinde bilgi felsefesi doğmuş oluyor. Felsefe açık bir deniz gibidir. Başlangıcı da bitişi de kesin çizgilerle belirtilmemiştir. Fakat insan var oldukça felsefenin de var olacağını söyleyebiliriz. Kendimizi berrak ve mavi bir denizin ortasında bulduğumuz bu yolculuğumuza son bir soruyla kısa süreliğine bir virgülü koyuyoruz. “Aynı derede iki kez yıkanmaz” sözünden ne anlıyorsunuz?

Kaynakça: erzurum.edu.tr tr.m.wikipedia.org https://evrimagaci.org/metafizige-giris-metafizik-nedir-hangi-sorularla-ugrasir-8268

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör