Babama Mektup


Bugün denilene göre bayram. Denilene göre diyorum çünkü bayrammış gibi hissetmiyorum. Bugün bayram olamaz. Eğer bugün bayram olsaydı her zaman neşeyle öten kapı zili yerini sessizliğe bırakmazdı. Eğer bugün bayram olsaydı sokaklar çocukların şen sesleriyle çınlardı. Eğer bugün bayram olsaydı baba, kahvaltı masasında yanımda oturuyor olurdun. Eğer bugün bayram olsaydı tüm çocuklar gibi ben de mutlu olurdum değil mi? Oysa ben mutlu değilim. Çünkü senin gittiğin gün çocuk olmayı bıraktım. Gidişini izlediğim o kara gün ağladım ve son kez elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim. İşte o zaman büyüdüm. Kızgın mıyım? Evet, arkana bile bakmadan gidişine kızgınım. Bir kez olsun arkana dönüp baksan... Ayrılamamaktan korktun, belki de kendinde geriye dönüp bakacak cesareti bulamadın. Gözlerimle görmeme rağmen hiçbir zaman inanmadım gittiğine. Bir gün elbet döneceğini düşündüm. İkindi vakti geçmiş, gün kararmaya yüz tutmuşken sokakta sesini aradım. Pencerenin kenarında yolunu gözleyerek günler, aylar geçirdim. Yine de günün birinde ellerinde poşetlerle, tüm yüzünü kaplayan gülüşünle kapıda belireceğinden ümidimi kesmedim. Tek korkum, geldiğinde olur da evde olmazsam seni kapıda kim karşılardı? Geceleri başımı yastığa koyduğumda hayaller kurdum. Eskiden olduğu gibi yavaş yavaş bahçe kapısına geldiğini, ağır ağır merdivenlerden çıktığını, her bir adımınla yankılanan sesi, anahtarın sessizce kilit içerisinde dönüşünü, daha fazla sabredemeyip kapıyı açarak sana sımsıkı sarıldığımı hayal ettim. Her zaman kapının arkasında olduğumu bilmene rağmen ne belli ediyorsun ne de ben daha sen anahtarı kilide sokmadan kapıyı açabiliyorum. Günler böyle geçiyor baba. Bizim buralar hep aynı. Ağaçlar çiçek açıyor, güz geliyor, dökülüyor. Kış eskisi gibi soğuk, yaz eskisi gibi serin geçiyor. Tek değişen, içimde gitgide büyüyen sensizlik. Aileden kimseyle görüşmek istememişsin. “ Hiç kimse beni parmaklıklar arkasında görmesin.” demişsin. Yüzünü bizden niye esirgedin baba? Her ne olmuşsa olsun seni yargılamaz ve yine babamız olarak sevmeye devam ederdik. Sana kızarız diye mi korktun? Sana değil hayata kızgınım. Çünkü seni parmaklıklar ardına mahkum eden hayat, beni de babasız kalmaya mahkum etti . Çocuktum, büyüdüm. Dışarıdaki hayat nedir bilmezdim. Yıprandım, yoruldum, içim kan ağlayarak öğrendim. Gidişinin ağırlığını ilk kez bugün bu kadar ağır hissettim baba. Bilirdim ki babaların işleri olur, eve geç gelir, bazen de farklı memleketlere gitmesi gerekir. Aylar geçer, mevsimler değişir durur ama babalar her bayram olduğunda evlerine döner. Bayram; beraberlik, mutluluk, ailenin bir arada olduğu zamandır. Ben eksikliğini bu bayram kahvaltısında her zaman oturduğun yerdeki boşluğa bakarken hissettim. Bil ki kızın yüzünü gördüğünde tüm bunları unutacak.


0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör