Bilinmeyene Mektup


Sevgili Lusin, Belirsiz ve karmaşıksın. Kendi duvarlarını yıkmaya çalışan küçük biri gibi. Bulunduğun o çemberin dışına çıkıp etrafa bakmak istiyorsun. Bu zor değil. Çünkü ben çok daha fazlasını gördüm gözlerinde. Ellerine öylece bakıyordun. Gökyüzünün ihtişamlı güzelliğinden eline doğru kayan o ilham tomurcuklarıyla, göz göze geldim. Ellerin parlıyordu sanki. Bunun farkındasın değil mi Lusin? Yıldızlara doğru kaldırdın başını ve bir yıldızla konuştun bir an. Yıldıza nasıl bu kadar parlayabildiğini sordun. Ona, “Dünya bu kadar siyahken bu kadar umut vermen adil mi ?” dedin. Ve aynadaki benliğinin soğukluğuyla çarpıştın o an. Seni hiç bu kadar zıt bir şekilde görmemiştim. Sen gerçekte kimsin? Gözlerinin içi gülerken bu kadar nasıl sıkabilir kendini bir insan? Gözlerinin arkasında sakladığın gerçek benliğinle göz göze geldim. Bana onu neden gösterdin? Fark ettim ki gözlerin korku dolu­, dehşet içinde. Dünya seni bu kadar nasıl yaralayabildi? Lütfen, hepsini anlat bana. Seni dinlemek istiyorum. Seni anlamak istiyorum. Bir ağacın altında, rüzgar seninle çarpıştığında ona artık sarılır olduğunu gördüm. Eskiden kaçardın. Sana ne oldu böyle? Sen çok değiştin, Lusin. Belki bunu duymak istemeyeceksin. Sen, gerçekten değiştin. Sana yazacak daha çok mektubum var. Korkuyorum bir gün beni bırakıp mektuplarımı dahi okumayacaksın diye. Herkesi bırakıyorsun çünkü sen. Gelmek isteyen biri geliyor sana ve gitmek isteyen de gidiyor senden. Yollarına bir çiçek bırakıp çekiliyorsun. Asla umursamıyorsun. Korkutucu. Bu kadar kendine yetebilmen beni korkutuyor. “Birinin elimi tutmasına gerek yok artık.” demiştin. Ben bu cümleden kendimi sarkıttım ve birkaç dakika öylece bakındım etrafa. Dalların gittikçe güçleniyor. Ben de o dallara tutunabilir miyim? Gülümsediğini gördüm o dallarda. Belki de kabullendin atık çoğu şeyi. Beni şaşırtıyorsun, Lusin. Yaşamdan bu kadar tiksinirken neden bu kadar çabaladığını anlamak istiyorum. Neden hiçbir zaman yaşamaktan vazgeçmiyorsun? Ben, senin dallarına tutunmak isterken sen hangi topraktan güç alıyorsun? Mektubuma daha fazla devam etmek istemiyorum. Çünkü, çok fazla sorum var sana. Öncelikle bunları anlamalıyım. Lütfen bana kızma Lusin. Beni, ikimizin olduğu o kabuktan dışarı atma. Seninle resim çizmek istiyorum. Siyah dünyayı güzelleştiren sanatçılar olacağız seninle. Ve güleceksin bir akşamüstü. Gülecek tüm o kanayan yaraların. Bir piyano çalar gibi, Yazacaksın. Gözlerin rüzgara hafif kapalıyken. Ve gideceksin. Kendini kapattığın o kabuktan. Belki beni de alacaksın yanına. Kağıtlarında ağlamayacaksın artık, Ağlasan bile, üzülmeyeceksin. Çünkü ağladıktan sonra, Gözlerin her zaman parlıyor. Yeni bir dünya bulmuşçasına. Bu ormanda beraber koşacağımıza söz verdin, Lusin. Dizlerin kanasa bile. Beni bırakma.


2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör