Biyorezonans


Evde kalmak zorunda olduğumuz şu karantina günlerinde, çoğumuz elinde bir kumanda, televizyonun başına dikilmiş vaziyette bulur kendini. Baba haber izlemekle meşgul, küçük çocuklar çizgi film ile, evin geriye kalan üyeleri ise akşamki diziyi beklemekle... Peki bu izlediğimiz kanalları kanal yapan özellik nedir, biliyor muyuz? Bir başka örnek; yemek vakti gelmiş, karnınız zil çalıyordur o ara. Acaba yemek hazır mı diye düşünürken siz, anneniz sizin için fırında karnıyarık yapmıştır. Peki bu fırını mikrodalga fırın yapan nedir? Son bir örnek: Malum, evdesiniz. İşlerinizin yoğunluğundan kaynaklı uzun süredir akrabalarınızla konuşmamış, bundan dolayı hasret gidermek için ailecek telefon etrafında toplanmışsınızdır. Peki telefonlarda yayılan radyo dalgalarına bu özelliğini veren nedir, onu biliyor muyuz? Tüm bu bahsettiklerimizin cevabı frekansta saklı. Frekans nedir, ona bakalım. Frekans veya titreşim sayısı, bir olayın birim zaman (genel olarak 1 saniye) içinde hangi sıklıkla, kaç defa tekrarlandığının ölçümüdür. Frekans olayı sadece yukarıda bahsettiğimiz örneklerden ibaret değildir. Gezegenimiz ve gezegenimizin içinde bulunduğu evrenimiz de çeşitli frekanslar da yaymaktadır. Bu frekanslar uzay çalışmalarında bizlere referans oluşturmakta. Bunların dışında biyorezonans dediğimiz vücudumuzdaki titreşimler de bulunmaktadır. Bu konu hakkında ünlü bilim adamı Nikola Tesla’nın şu sözü akıllara gelmektedir: "İnsan vücudunun yaydığı frekanslarla karışan dış frekansları yalıtabildiğimiz vakit, hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştirmektedir.” Vücudumuz ile çevremiz arasında belli bir frekans alışverişi mevcuttur. Sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 Mhz'lik bir frekans aralığı vardır. Her organın, dokunun ve hücrenin kendine has bir frekansı vardır. Vücudumuza dışarıdan virüs, bakteri, mantar veya başka tür organizmalar girip organlarımıza yerleşmesi sonucu organlarımızın frekansını değiştirmektedir. Yalnızca mikroorganizmayla değil aldığımız besinler, bize karşı söylenmiş olumlu ya da olumsuz sözler de frekanslarımızı değiştirmektedir. Bunların dışında kokladığımız bir bitki ya da dinlediğimiz bir müziğin de frekanslarımız üzerinde etkileri vardır. Yapılan araştırmalarla ilgili birkaç örnek vermek gerekirse: Soğuk algınlığı :58 MHz Grip:55 MHz Epstein-Barr :52 MHz Kanser:42 MHz Bunlarla birlikte; Esans yağlar:52-320 MHz Taze otlar:20-27 MHz Kuru otlar:12-22 MHz Konserveler:0 MHz Yapılan başka bir araştırmada kahve içtikten sonra ölçülen frekanlarda düşüşler tespit edilmekle birlikte, esans yağların koklanması frekansı yükseltmiştir. Peki bu frekans değişikliklerini tespit edecek bir tanı veya tedavi yöntemi var mıdır? Biorezonans cihazı, Hans Brugemann tarafından, Biorezonans tedavisinin yaratıcısı Doktor Morell ile 1976’da başlattığı ortak bir çalışma sonunda, 1987’de geliştirilmiştir. Bu cihaz, normal olan doku ile anormal doku arasındaki frekansı belirlemede yardımcı olmaktadır. Geleceğin tıbbı olarak da görülen biyofrekans tedavisi; günümüzde bazı alerjik hastalıklarda, botoksta ve sigara bağımlılığında kullanılmaktadır. Tedavisi şu şekilde olmaktadır: Vücudun çeşitli yerlerine elektrotlar bağlanır. Vücuttan olumsuz frekanslara neden olan dalgalar tespit edilir ve hastadan cihaza alınır. Cihazda gerekli işlemlerden sonra normal hale dönüştürülen frekans, tekrar vücuda verilir. Ve bu yöntem ilerleyen zamanlarda başka hastalıkların tedavisinde de öngörülmekte.



2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör