Delilik


Şehrin en karanlık köşesindeyim. Kaybettim tüm duygularımla beraber yolumu. Yanı başımda kesik kuyruklu, gözleri hareli bir kedi, başımda deli eden bir ağrı ... Düştüm düşeceğim diye sayıklıyorum durmadan. Sarhoş olmak böyle bir şey herhalde diyorum. Allah biliyor ya kendi gölgemden korkan bir adamım normalde, şimdi ise zerre korku barınmıyor yüreğimde.

Titreyen ellerimle bir sigara çıkarıyorum cebimden. Ceplerimi karıştırıyor ama sigarayı yakmak için bir şey bulamıyorum. Ağzımda yanmamış sigaramla okşuyorum başını kedinin, havanın soğukluğuyla buğulanıyor nefeslerimiz. Onun hırıltısı benim ciğerlerimin tiz çığlığına karışıyor. Dost oluyoruz böylece. Ne bitmek bilmez bir sigara diyorum yakmadığımı unutarak. Yalpalaya yalpalaya caddeye çıkıyorum. Bir kahkaha duyuyorum aniden. Etrafıma bakınıyorum ama kimseyi göremiyorum. Kedi ayaklarımın dibinde dizlerime sürtünüyor. -Sen kahkaha atamazsın değil mi ?,diyorum ona. Kediler kahkaha atamaz ki, yok canım o kadar da kaybetmedim bilincim. İyi de kahkaha atan kim o vakit ? Tekrar duyuyorum onu, etrafımda bir tur dönüyor ama bulamıyorum onu. -Kimsin ? Diye bağırıyorum. Sadece bir kahkaha ile cevaplıyor beni. -Kimsin diyorum sana. Yine bir kahkaha ama bu sefer daha bir canlı daha bir kuvvetli bir sesle. -Sana kim olduğunu soruyorum yoksa duymuyor musun ? Kahkaha atmak dışında bir şey bilmiyor musun ? Yine bir kahkaha. Deli gibi dönüyorum etrafımda onu bulmak amacıyla. Başımın ağrısına bir de dönme eklendi. Midem bulanıyor kusacak gibi oluyorum. Sigarayı bırakmalı ve bir köşeye çökmeliyim diyorum. Dudaklarımda geziniyor ellerim ama sigarayı bulamıyorum. Düşmüş demek. Hiç fark etmedim. Yine bir kahkaha duyuyorum ama bu sefer bir de şunu ekliyor kahkahasının sonuna, -Sen bir şeyleri fark edebiliyor musun ki? -Neden öyle bir şey dedin ? Tabi ki fark edebiliyorum. -Bugün karın öldü farkında mısın? Beynimden vurulmuşa döndüm bu dediğiyle. Bir damla alkol almamış kadar ayıldı bedenim. Tüm gece unutmak için harcadığım çaba böylece boşa gitti. -Elbette farkındayım , diyorum zor duyulan bir sesle . Farkındayım ki bu kadar çabalıyorum unutmak için. Farkındayım ki bu denli yanıyor canım. Farkındayımm! İnsan birini kaybetmeden bilincinde olmuyor ölümün . Hayat hep olacakmış gibi, ailen, dostların hep yanında olacakmış gibi düşünüyorsun. Başlarına kötü bir şey gelecek düşüncesi geçmiyor aklından. Ölümle beraber hatırlıyorsun her şeyin geçici olduğunu. Hayatımda ilk defa farkındayım bir şeyin, diyorum. Bu dediğimle bir müddet sessiz kalıyor sesin sahibi. Çöktüğüm kaldırım kenarında karnımı tutarak uzanıyor, mide bulantımın geçmesini bekliyorum. Hiçbir şey yapmadan saatlerce o kaldırım kenarında kalabilirim. Perişanım, tenha bir köşede. Paramparça ve yarım. Bugün kaybettim diğer parçamı. Elimden tutabilecek, beni ayağa kaldırabilecek tek insan yok artık. Tüm şehir gelse de kaldıramaz beni bu yerden. Yer ile birim. Bir bütünüz . Bir hayvan leşine üşüşen akbabalar gibi üşüşüyor beynime hatıralar. İnsan birini kaybedince ona dair olan kötü anıları da kaybediyor geriye sadece güzel olanlar ve pişmanlık duyduğu anılar kalıyor. Keşke bugün yalnız bırakmasaydım, keşke daha çok baksaydım ona, keşke onu kıracak tek bir kelime etmemiş olsaydım, keşke, keşke... Sonu gelmez bu tarz cümlelerin. Farz edelim ki hayatın boyunca kaybettiğin insana tek bir kötü laf etmedin ve onu kıracak tek bir davranışta bulunmadın yine de kuracaksın keşke ile başlayan cümleleri.

Benim gibi çokça keşke'ye sahip bir insanın ise sonsuz defa pişmanlığı olur bu konuda. -Bunca zamandır bu kadar mantıklı konuştuğunu duymamıştım . Dedi kahkaha atan ses ama bu sefer sakin ve çekingen bir ton kullanmıştı . Sanki az evvel söyledikleri için pişman olmuş gibiydi. -Ne kadar zaman peşimdesin ki bunca zamandır diyorsun hem kim olduğunu söylemeyecek misin? -Ben hep vardım hep de olacağım. Sen varlığını sürdürdükçe bende varlığımı sürdüreceğim, dedi. -Yoksa sen, sen Tanrı mısın? Yine bir kahkaha ile karşılık verdi o ses. -Tanrı mı? Daha neler. Tanrı dediğin senin varlığınla varlığını sürdürmüyor ki sen yok olunca o da yok olsun. Durdum. Düşündüm bu dediklerini. Haklıydı Tanrı dediğin bir insanla var olup bir insanla yok olmuyordu. Kimdi o zaman? Midem inanılmaz derecede ağrıyordu . Başım saatlerce taşlara vurulmuş gibiydi . Ne oluyordu bana ? Bu soğuk havada niçin alev alev yanıyormuş gibi hissediyordum . İçimde ılık bir çaresizlikle bu kaldırım köşesinde ne işim vardı ? Çaresizliğin ılığı mı olur diye sormayın. Olur hem de öyle bir olur ki kalbinizden dalga dalga bedeninize de yayılır. Benim türlü türlü çaresizliklerim oldu da bu ılık çaresizlik kadar korkutmadı beni. Keskin çizgileri olan insanlar vardır hani, ya siyah ya beyaz diyenler. Griye tahammül edemeyenler sanırım bende ılık' a tahammül edemiyorum. Ya soğuk ya sıcak olacak duygu dediğin. Hem iyi hem kötü hissettiren yani ılık olmayacak. -Bir sorum olacak sana, dedim kendini bir türlü göstermeyen sesin sahibine. -Sor, dedi. -İnsanlar neden iki sokak lambasını dip dibe inşa eder ki? -Bilmem insanların garipliklerinden biri daha sanırım. -İnsanlar, ah o insanlar...

İnanılmaz bir sancı ile yattığım yerde iki büklüm oldum. Başım da katlanılmaz bir derecede ağrıyordu. Ölüyordum. Evet evet ölüyordum. O sözünü ettiğimiz insanlar yarın morarmış bedenimi görünce soğuktan donduğumu sancaklar ama sonra kanımda yüksek oranda alkol tespit edip bir de üstüne alkol zehirlenmesi geçirdiğimi öğrenecekler.

Onların nazarında alkolik bir adam olacağım ve bu yüzden bir yazık diyenim bile olmayacak. Bu güne kadar bir damla bile içmediğimi bilmeden yargılayacak beni. Halbuki bir insanı yargılamak bu kadar kolay olmamalıydı. Benim giydiğim ceketi giymeden benim yaşadığım hayatı ve acıları yaşamadan beni yargılamamalıydılar. Bilinci kapanana kadar sitemlerini getirdi dile. Yanından geçip giden birkaç insan deli olduğunu düşündü. Belki haklıydılar bir parça. Herkeste bir nebze delilik vardır. Ama bu adam deli değildi. Acıdan delirmek üzere olan biriydi o kadar. Delilik ve acıdan delirmek üzere olmak çok farklı şeylerdir. Bunun ayırdına varmak gerek. Oysa insanların gördüğü tek şey geceden beri kendi kendine konuşan, sorduğu sorulara yine kendisi cevap veren kafayı sıyırmış bir adam olacaktı o kadar.


0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör