Dilin Neden Böyle Oluşuna Dair


Dildeki kelimelerin nasıl ortaya çıktığı ve bugün kullandığımız eşyalara verilen isimlendirmelerin nasıl bir hikmete dayanarak yapıldığı hatalı felsefi tartışmalara konu olan bir durumdur. İnsanlar varlığın ve oluşun kaynağını sorgularken şu şekilde davranırlar: 1. Nesnenin görüntüsünün var olup olmamasını sormak. 2. Nesnenin benim ona taktığım isimdeki nesne olup olmadığını sormak. 3. Nesnenin dışında olan yani kişi (özne) doğrumu yanlış mı diye sormak. Bu yazıda asıl konu nesne ile ona atfedilen isim arasındaki tutarlık ve nesnelere günümüzde verilen isimlerin doğru veya yanlışlığıdır. Bu duruma örnek olarak herhangi A noktası ile B noktasını düşünelim. A ile B noktası arasındaki uzaklığa bir isim verilmek istendiğinde bununla amaçlanan zihinde A ile B arasındaki uzaklığı tanımlı kılmaktır. Dış dünyada bir A görüntüsü ile B görüntüsü vardır. Ancak görüntüler bu şekilde sadece görüntü olarak kaldığı sürece biz insanların onlarla bağ kurması mümkün değildir. Dış dünyadaki görüntülerle insan arasında bir bağın oluşması için o görüntülerin insanın içine kadar girip onunla bütünleşmesi gerekir. Bunun tersi durumda insanın bir görüntü olarak diğer şeylere karışması gerekecek ki bu cansız nesneler için imkansızdır. İnsanlar dışarıda var olan görüntüleri tanımlı kılarak içinde yaşadığı dünyanın anlamlı hale gelmesini sağlarlar çünkü insanın yaşayabilmesi temeli yalan da olsa referans alınacak noktaların varlığına bağlıdır. Dış dünyada var olan bir F görüntüsü insan tarafından C şeklinde isimlendirildiğinde bu F görüntüsünün neden D diye isimlendirilmediği sorusunun felsefi olarak bir getirisi yoktur. Çünkü önemli olan maddenin insan zihnine A, B, C veya D isimlerinden biriyle inebilmesidir. Görüntünün C dışında da bir isimle tanımlı kılınabilmesinin olanaklı olması ondan şüphe duyulmasına sebep değildir. Durum böyleyken bazı insanlar örneğin havuca bakıp “Belki de bu havuç dediğimiz şey aslında havuç değildir başka bir şeydir. Atalarımız bu şeye havuç dediler diye yıllardır herkes buna havuç diyor.” Dese bir faydası olmayan bir sorgulamaya girmiş demektir. Genel itibariyle dilde yapılacak bazı değişimlerle insan zihninin işi kolay hale getirilebilir ve zihnin potansiyel gücü arttırılabilir ancak dildeki kesin kabul görmüş tanımlamalarda yapılan değişiklikler sonucu tanımlanan nesneye giden yol değişse de amaç yani varılan şey yine tanımlanan olacağı için bir farklılık olmayacaktır.


3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör