Duygulanımda Kaynakta Belirsizlik Olması


Radyonun, sinemanın ardından televizyonun ve sonrasında akıllı telefonların yaygınlaşmasının kuşkusuz birçok açıdan sonuçları vardır ve bunlar zaman zaman bilimsel araştırmaların ve yazıların konusu olacaktır ancak kişilerin sevme, nefret etme başta olmak üzere duygulanımları da bu durumdan nasibini almıştır. Zamanda biraz eskiye gidip internet denilen insanları sanal alemde bir araya getiren şeyin olmadığı durumları incelediğimizde insanların genel itibariyle yaşamlarını belli bir çevrede belli insan yüzlerine bakarak ve belli karakter tipleriyle etkileşime geçerek geçirdikleri görülür. Bu durum bir insanın etkilendiği çevrenin ve kendi görüşlerini referans aldığı kaynakların sınırlı olmasına ancak kişinin kendi davranış kalıplarını kimlerden ve nasıl aldığını bilmesine olanak verebiliyor. Örneğin bir köyü ele aldığımızda, köy sakinleri birbirlerini tanırlar. Köyde yetmiş farklı karakter tipi ve 150 farklı sima olduğu düşünüldüğünde ve bu köydeki bir kişinin yaşamının önemli bir kısmını burada geçirdiği bilindiğinde bu kişinin zihin dünyasının ve davranış modelinin oluşmasını sağlayan etmenler ve çeşitler bellidir. Kişi köyden dışarı çıktığında köyden olmayan bir kişiyi gördüğü zaman bu kişi kendinde yer edinmiş bilinen simalarla ve davranış kalıplarıyla karşılaştırılır ve bu temelde tanınır kılınır denilebilir. Köyde A sima ve görünüşü ve B davranış modeline sahip bir insan varsa ve köylünün köy dışında gördüğü kişi ise sima ve görünüş olarak C, davranış olarak B gösteriyorsa bu durum kişinin A sima ve görünüşünü hatırlamasına neden olabilir. Aynı şekilde A ya yakın bir görünüş de B ye yakın bir davranış modeliyle ya da bağımsız olarak A görüntüsüne sahip kişiyi hatırlatabilir. Bu durum ise kendi içinde farklı olayların oluşmasına neden olur. İnsanların çeşitli insanları güzel veya çirkin olmalarına bakmaksızın tanıdıkça sevmeye yatkın oldukları bilinir. Çünkü tanınan şeyle geçirilen ortak zaman zihinsel dünyada da ortaklıkların oluşmasına yol açar ve sonuçta kişiler birbirinin görünüşlerine adaptasyon gösterdikten sonra belirgin olarak birbirlerinin karakter ve huylarına yoğunlaşırlar. İnsanların birbirlerini tanımasının birbirlerini sevmelerine neden olurken kişiler için sevilecek insan prototipi de bu şekilde oluşur denilirse pek ileri gidildiği söylenemez doğrusu. Örneğin A görüntüsü ve davranış modeline sahip kişi ile zaman geçirdiğinizde A görüntüsü ve B davranış modeline sahip insanı sevmeye daha yatkın hale gelirsiniz diye bilinir. Bu durum sizde görüntü konusunda A davranış konusunda B zevkinin oluşmasına neden olabilir. Ya da tersi bir durumda beraber zaman geçirdiğiniz kişi ile ters düşüp olumsuz duygular hissetmeye başladınız, bu durum sizde görüntü konusunda A davranış konusunda B' ye yönelik nefretin oluşmasına neden olabilir ve sonuçta siz karşılaştığınız görüntüsü veya davranışı buna benzeyen kişilere karşı olumsuz duygular hissedersiniz. Bu durumların sinema, televizyon ve telefonla bağlantısı kişilerin bunlar yardımıyla sayısız karakter ve görünüşü görme fırsatına erişmesindedir. Bu durumda gerçekte bir köyde yaşasak bile hepimiz koca bir şehirde yaşıyoruz gibidir. Bu nedenle sayısız görüntü ve sayısız davranış modeliyle karşılaşıyor bunları gerek sevme, nefret etme gerekse cinsel açıdan iyi veya kötü olarak bilinç altımıza kaydedebiliyoruz. Bir süre sonra kendimiz için neyin iyi neyin kötü neyin verimli neyin verimsiz olduğu konusunda elimizde çok fazla örnek bulunmasından dolayı karar vermekte zorlanabiliyoruz. Bununla beraber bizim farkında olmadığımız ancak bilinçaltımıza aktarılan görünüşler ve davranış modellerinin varlığı da seçimlerimizi oldukça etkileyebiliyor. Dışarıya çıktığınız zaman ilk defa gördüğünüz bir insanı hakkında hiçbir şey bilmeden iyi veya kötü, faydalı veya faydasız şeklinde ön yargılı olarak değerlendirip ilk görüşte aşk, ilk görüşte karşıdaki kimseye karşı bir çekim hissetmek de her gün sayısız olarak bilinçaltına geçen görüntü ve davranış modelleri kaynaklı olduğu görülebilir. Bu durumun neticesinde insanlar için sevmede veya nefret etmede kaynakların artması ve bilinçaltına inmesi nedeniyle belirsizlik olması doğuyor denilebilir. Kişiler birilerini neden sevdikleri ya da birilerinden neden nefret ettiklerini bilmeden nefret edip seviyor bu da verilen kararlardan bir süre sonra pişmanlık duyulmasına ve sorunların oluşmasına zemin hazırlıyor. Zamanda geriye gidip de köy durumunu incelediğimizde o köyle yaşayan herhangi bir kızın evlenmek istediğinde A görüntüsü ve B davranışına sahip biri ile bu kişinin davranış veya görüntüsü kendi ailesinden ya da tanıdıklarından olan iyi birilerine benzediği için rahatça evlenebildiği ve doğru karar verebildiği görülürken günümüzde gerek evliliklerde gerekse sevgililiklerde, ortaklıklarda ve arkadaşlıklarda istenmeyen durumların artmasının sebebi kişilerin her gün sayısız görüntü ve davranışa maruz kalırken bunların hiçbirini gerçekte tanımadığı halde kararlar verirken bilinçaltında bulunan bu etmenlerin yönlendirmesine maruz kalması olabilir. Bu da yaşamda referans alınacak kaynakların çoğalması ve bilinçaltına inerek belirsizleşmesinden doğuyor gibi görünüyor.


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör