Edebiyatın Doğuşu ve Gelişimi


Yazının icadından çok daha önce dini törenlerde bir araya gelen, ateş etrafında eğlenmek için toplanan insanlar güzel ve etkileyici bir biçimde konuşmaya çalışıyorlardı. Edebiyat, henüz ne olduğu bile bilinmiyorken temel bir ihtiyaç olarak hissediliyordu. İlkel toplulukların edebiyatı, kabuğunu kıran bir tohum gibi gün yüzüne çıkarken insanların muhayyilesinde ancak ilerde nasıl bir meyve vereceği bilinmeyen bir ağaç canlanıyordu. Bugün tadından şüphe etmediğimiz klasik edebiyattan geçip yine aynı güzellikteki modern edebiyatta ilerleyen yolun başlangıcı çok uzun yıllar öncesine dayanıyor. Modern edebiyat küçülen dünyanın ve yalnızlaşan insanın tarihe sunduğu en güzel hediyedir. Klasik edebiyatın insanın dertlerini esas alan temelinden tamamen kopmamış ve bunun üstüne insanın arzularını ve hayallerini eklemiştir. Modern edebiyat küçülen dünyanın ve yalnızlaşan insanın tarihe sunduğu en güzel hediyedir. Klasik edebiyatın insanın dertlerini esas alan temelinden tamamen kopmamış ve bunun üstüne insanın arzularını ve hayallerini eklemiştir. odern edebiyat küçülen dünyanın ve yalnızlaşan insanın tarihe sunduğu en güzel hediyedir. Klasik edebiyatın insanın dertlerini esas alan temelinden tamamen kopmamış ve bunun üstüne insanın arzularını ve hayallerini eklemiştir. Klasik edebiyat , ulusal edebiyatın bireyler üzerinde nüfuzunu yitirdiği, farklı milletlerin kolayca yakınlaşıp birbirlerini tanıyabildiği dönemi doğurmuştur. Basım ve çeviri işlerinin lüks olmaktan çıkmasıyla ülkelerin edebiyat etkileşimi üst düzeye çıkmış ve edebi bir yazıdan beklenenler artık her türden insana hitap etmesi olmuştur. Klasik edebiyat dönemi bu özellikleriyle diğer dönemlerden farklı olup modern uygarlığın en fazla borçlu olduğu kaynaktır. Klasik edebiyat insanın icat edebildiği belki de en büyük mucizedir ve bu gücüne rastgele ulaşmamıştır. Bütün hayatını bu alana adayan ,kafasının içinde bir maden işçisi kadar ağırlık taşıyan dev edebiyat adamları sayesinde şimdiki ölümsüz şeklini almıştır. Rus Edebiyatı, Fransız Edebiyatı, Yunan Edebiyatı ve daha birçok ülke edebiyatı bu ölümsüz şekilde pay sahibidir. Ölümsüz Klasik Edebiyatı ölümlü bir insan vücudu olsaydı klasik yazarlar bu insanın çeşitli duyularını alan uzuvları olurdu.” Klasik Adam” diye adlandırdığım bu insanın bir gözü Victor Hugo diğer gözü Jack London olurdu. Beş yüz küsür sayfalık Notre Dame’ın Kamburu eserinin neredeyse yarısında Paris’i betimleyen Victor ve çoğu Kanada'nın buzullarında geçen öykülerinde açlığı , soğuğu, ölümü içinde bulunduğumuz öğünün yemeği kadar gerçek haline getiren Jack bence gördüklerini kusursuza yakın bir biçimde yazmışlardır. Klasik adamın kocaman elleri Dostoyevski olurdu. Onun eserlerinde insanın ellerinin ruh halini ne kadar belirgin bir şekilde açığa çıkardığı sayısız kez örneklendirilmiştir. Yine onun eserlerinde ruhbilimin bugün zar zor açıklayabildiği davranışlar iki asır önce anlatılmıştı. Klasik Adam’ın kulakları şüphesiz William Shakespeare olmalıydı. Yıllar geçtikçe değeri artan tiyatro oyunları öyle bir duygusal değerdedir ki tiyatroya ve edebiyata ilgi duymayan insanların bile ruhunda eşsiz coşkular yaratmıştır. Shakespeare kelimeleri birer nota gibi algılamış olmalı. Notaları kusursuz bir sıralamayla dizmesi ise insanlık trajedisini ne kadar iyi duyduğunu gösteriyor. Dünya ve Rus edebiyatını o günkü yerinden alıp ulaşılmaz bir doruğa çıkaran Lev Tolstoy ise Klasik Adam’ın ayakları olurdu. Belki de birçok mükemmeliyetçi yazar onun eserlerinden daha iyisini yazamayacağını düşündüğü için yazmayı bırakmıştır. Gözünüzde az da olsa canlanan dev edebiyat adamı, Klasik Adam, her zerresinde birçok yazarın özünü barındırıyor. Sadece kağıt ve kalem kullanarak zamanın hızına hükmedebilen yazarların çok azından bahsedebildim. Ölümsüz Klasik Edebiyatı ölümlü bir insan vücudu olsaydı klasik yazarlar bu insanın çeşitli duyularını alan uzuvları olurdu.” Klasik Adam” diye adlandırdığım bu insanın bir gözü Victor Hugo diğer gözü Jack London olurdu. Beş yüz küsür sayfalık Notre Dame’ın Kamburu eserinin neredeyse yarısında Paris’i betimleyen Victor ve çoğu Kanada'nın buzullarında geçen öykülerinde açlığı , soğuğu, ölümü içinde bulunduğumuz öğünün yemeği kadar gerçek haline getiren Jack bence gördüklerini kusursuza yakın bir biçimde yazmışlardır. Klasik adamın kocaman elleri Dostoyevski olurdu. Onun eserlerinde insanın ellerinin ruh halini ne kadar belirgin bir şekilde açığa çıkardığı sayısız kez örneklendirilmiştir. Yine onun eserlerinde ruhbilimin bugün zar zor açıklayabildiği davranışlar iki asır önce anlatılmıştı. Klasik Adam’ın kulakları şüphesiz William Shakespeare olmalıydı. Yıllar geçtikçe değeri artan tiyatro oyunları öyle bir duygusal değerdedir ki tiyatroya ve edebiyata ilgi duymayan insanların bile ruhunda eşsiz coşkular yaratmıştır. Shakespeare kelimeleri birer nota gibi algılamış olmalı. Notaları kusursuz bir sıralamayla dizmesi ise insanlık trajedisini ne kadar iyi duyduğunu gösteriyor. Dünya ve Rus edebiyatını o günkü yerinden alıp ulaşılmaz bir doruğa çıkaran Lev Tolstoy ise Klasik Adam’ın ayakları olurdu. Belki de birçok mükemmeliyetçi yazar onun eserlerinden daha iyisini yazamayacağını düşündüğü için yazmayı bırakmıştır. Gözünüzde az da olsa canlanan dev edebiyat adamı, Klasik Adam, her zerresinde birçok yazarın özünü barındırıyor. Sadece kağıt ve kalem kullanarak zamanın hızına hükmedebilen yazarların çok azından bahsedebildim. Ölümsüz Klasik Edebiyatı ölümlü bir insan vücudu olsaydı klasik yazarlar bu insanın çeşitli duyularını alan uzuvları olurdu.” Klasik Adam” diye adlandırdığım bu insanın bir gözü Victor Hugo diğer gözü Jack London olurdu. Beş yüz küsür sayfalık Notre Dame’ın Kamburu eserinin neredeyse yarısında Paris’i betimleyen Victor ve çoğu Kanada'nın buzullarında geçen öykülerinde açlığı , soğuğu, ölümü içinde bulunduğumuz öğünün yemeği kadar gerçek haline getiren Jack bence gördüklerini kusursuza yakın bir biçimde yazmışlardır. Klasik adamın kocaman elleri Dostoyevski olurdu. Onun eserlerinde insanın ellerinin ruh halini ne kadar belirgin bir şekilde açığa çıkardığı sayısız kez örneklendirilmiştir. Yine onun eserlerinde ruhbilimin bugün zar zor açıklayabildiği davranışlar iki asır önce anlatılmıştı. Klasik Adam’ın kulakları şüphesiz William Shakespeare olmalıydı. Yıllar geçtikçe değeri artan tiyatro oyunları öyle bir duygusal değerdedir ki tiyatroya ve edebiyata ilgi duymayan insanların bile ruhunda eşsiz coşkular yaratmıştır. Shakespeare kelimeleri birer nota gibi algılamış olmalı. Notaları kusursuz bir sıralamayla dizmesi ise insanlık trajedisini ne kadar iyi duyduğunu gösteriyor. Dünya ve Rus edebiyatını o günkü yerinden alıp ulaşılmaz bir doruğa çıkaran Lev Tolstoy ise Klasik Adam’ın ayakları olurdu. Belki de birçok mükemmeliyetçi yazar onun eserlerinden daha iyisini yazamayacağını düşündüğü için yazmayı bırakmıştır. Gözünüzde az da olsa canlanan dev edebiyat adamı, Klasik Adam, her zerresinde birçok yazarın özünü barındırıyor. Sadece kağıt ve kalem kullanarak zamanın hızına hükmedebilen yazarların çok azından bahsedebildim. İlkel edebiyattan günümüz edebiyatına kadar sayısız mevsim geçmiştir. Yerden yıldızlara hedeflenen bir merdiven gibidir ilkel edebiyatla günümüz yazılı edebiyatı arasındaki bağ. Her gelen yazar yeni bir basamak inşa etmiştir ya da en azından bunu denemiştir. Merdiven yükseldikçe basamak eklemek daha da zorlaşmıştır . Karanlıkta kalan , mum ışığında yazan yazarlar motivasyonlarını yıldızlara ulaşabilme düşüncesiyle diri tutmuşlardır. 21. Yüzyılda edebiyatın en zor ve en yüce gelişim basamağındayız. Yıldızlara ne kadar uzak olduğumuzu bilmiyoruz ama ne kadar yaklaştığımızın farkındayız.


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör