Fotoğrafçılığa Dair Birkaç Şey


Eğer hikayeyi sözcüklerle anlatabilseydim, yanımda sürekli bir fotoğraf makinası taşımaya ihtiyaç duymazdım. (Lewis Wickes Hine)


Fotoğraf, fotoğrafçının kelime haznesinden daha güçlü sözcükler kurar. Bu yüzden yazıma Amerikalı fotoğrafçının sözüyle başlamak istedim. Bunun yanı sıra fotoğrafçılığın da çeşitli türleri vardır. Elbette her fotoğrafın bir hikayesi yoktur. Ama benim gibi sokak fotoğrafçısının, hemen hemen çektiği bütün fotoğraflarda bir hikaye arayabilirsiniz. Bunu sokakta büyüyen insanların hayatlarına benzetiyorum. Çünkü sokaklar, insanın ilklerini yaşadığı sahnedir. İlk düşüşün, ilk dostluğun, ilk hayal kırıklığının...


Bunları fotoğraflamak için de duygunun ön planda olduğunu düşünüyorum. Mesela bir çocuğun misket oynadığı anı çektiğinizde kendi çocukluğunuzdan anıları hatırlarsınız, belki de sırf bu duyguyla çekersiniz o fotoğrafı. Ben profesyonel bir fotoğrafçı değilim ama profesyonel bir duygusalım. Ve fotoğrafları çekerken de duygularımın beni yönlendirdiği şekille çekerim. Peki, bir fotoğrafçı olmak için sadece duygular yeterli midir?


Elbette yeterli değildir. En azından profesyonel olmak için. Ama eğer bir sokak fotoğrafçısıysanız duygular büyük önem taşır. Bununla ilgili büyük fotoğrafçı, Ara Güler'in bir sözünü paylaşmak istiyorum sizlerle:


"Bir ağaca baktığımda onu bir odun olarak görenlerden değilim, ağacın yeşilini görürüm, kokusunu duyarım ve yaşadığını hissederim."


Büyük fotoğrafçının bu sözüne baktığınızda, objeye hep duygularıyla yaklaştığını görürsünüz. Bu yüzden bir fotoğrafçının bakış açısının çok farklı ve geniş olması gerekiyor. Peki, fotoğraf çekerken duygulardan ziyade ne vardır?

Duygulardan ziyade ışık ve renktir önemli olan. Işığın objeye baktığı açı ve objenin ortam ile renk uyumu. Bu üç unsuru benimsemek güzel bir fotoğraf çekmenizde büyük yardımcı olur.

6 görüntüleme0 yorum