Hastalık Günlükleri-Ⅴ


HAYAT EVE SIĞAR 18 Mart Çarşamba, 191 yeni koronvirüs vakası, 2 ölü. “Saat 21:00 alkışı için sağ ol Türkiye! Şehir şehir, ev ev çağrımıza uydun. Özverili sağlık çalışanlarımıza alkışınla güç verdin. Yarın, ertesi gün aynı saatte minnettarlığımızın sesi tekrar duyulsun. Üst üste üç gün alkışlayalım.” (Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca) Bir gün dünya bütünüyle günlük hayata dalmışken, ortaya mahallede yayılan dedikodudan bile daha hızlı olan bir virüs çıktı. Hayat kısa sürede çok değişim gösterdi. Gelişmeleri takip etmekte zorlanıyorum. Bir ölüye yas tutarken başka bir ölüm haberi alıyorum. Birileri buna ikinci dünya savaşından sonraki en büyük kriz dedi. Geçtiği her yerden izini silinmeyecek bir derinlikte bırakan bu hastalık, bir orman yangınına benziyor. Geride, gittikçe daha çok kül bırakıyor. Bu yangında kayıp veren buruk yüreklerin acısı, her gün artan ölümlerden soğumaya fırsat bulamıyor. Yaşlıların daha çok ölmesine sevinir olduk. Hayatımda ilk defa ölümün her an bana veya aileme gelebileceğini bilerek bekliyorum. Ölümden kurtulmak için beklemek en zor kısmı. İnsan stres altındayken koşmak, yorulmak, uzaklaşmak ve unutmak ister. Fakat bizden beklenen bütün bu durdurulamaz yangına karşı duygularda kayıtsız kalmamız, her şey normalmiş gibi evde sakin sakin oturmamız. “Hayat eve sığar” sloganıyla televizyondan, sosyal medyadan, sokaklardan, her yerden bizi içerde tutmaya çalışıyorlar. Hayat eve sığar, haklı bir sözdür, fakat evde artan vaka sayıları ve ölümlerle baş başa kalmak bu sözün kapsamı dışında kalıyor. 19 Mart Perşembe Çin’de virüs etkisini kaybetti. Bugün ilk kez yurtiçi kaynaklı vaka görülmedi. İtalya’da salgının yıkıcı etkileri artan bir hızla devam ediyor. Ülkede sağlık krizi kontrolden çıktı. Öyle ki yoğun bakımlar doldu, doktorlar hasta yoğunluğundan kimi kurtarabiliriz diye hasta seçmeye başladı, morglarda yer kalmadı. İtalya’nın yardımına Çin heyeti yetişti. Bugün 37 doktor ve 20 ton sağlık ekipmanı İtalya’ya ulaştı. İtalyanlar bu yardıma yaşlı gözlerle karşılık verdi. Çin’in desteği ve İtalya’nın gözyaşları bir şiire konu olacak kadar etkileyiciydi. İngiltere sürü bağışıklığı planının ne kadar büyük bir hata olduğunu sonunda anladı. Ne var ki salgın bu sürede hayli yayılma fırsatı buldu. Artan kayıpların, kapıya dayanan krizin nasıl aşılacağı tartışılıyor. 65 bin emekli doktor ve hemşire göreve çağrıldı. Bu kayıpların ardından Londra’da şehir merkezine geçici morg çadırları kuruldu. İran salgına karşı koymakta hala çok zorlanıyor. Ülkede her on dakikada bir kişi ölüyor. Ülkemizde ise tedbirlerin kapsamı genişletilmeye devam ediliyor. Daha önce seyircisiz oynanması kararlaştırılan Süper Lig süresiz tatil edildi. 20 Mart Cuma Bugün ilk kez Koronavirüs tedbirleri dahilinde cuma namazı kılınmadı. Öğle yemeğinden sonra ablalarımla bu konuyu konuştuk. Biri başımıza gelen böylesine büyük felaketlerin, çaresiz musibetlerin insanlara Allah tarafından yapılan bir uyarı olduğuna inanıyormuş. Dine daha çok önem vermek, ibadetlere dört elle sarılmak gerekiyormuş. Ahir zaman alametlerinin üst üste gerçekleştiği bu zamanlarda tek çıkış yolu İslam dininin istediği gibi yaşamakmış. Yoksa insanların zulmü kendilerinden çok daha büyük dağlardan yankılanıp yüzlerine çarpacakmış. Bu sırada, günahların cezası için zaten cehennem diye bir yer yok mu? diye araya girdim. Günahların bedelini bu dünyada ödemek herkese nasip olmayan bir şeydir. Daha bütünsel baktığında bunun bizim için şans olduğunu göreceksin. Günahlarının cezasını çekerken, insanlar sevaba yönelmelidir ki bu anlamlı bir arınma olsun. Hapse giren bir adam vicdan rahatlığına kavuşmak için gerçekten pişman olmalıdır. Bu esnada diğer ablam bizi dinliyordu. Arada bir sohbete girmek için bize doğru, anlamlı mimiklerle bakıyor, sonra vazgeçip elindeki kazağı örmeye devam ediyordu. 21 Mart Cumartesi Geçen üç gün boyunca akşam saat 21:00’de sağlıkçılar tüm ülkede, balkonlarda, ayakta alkışlandı. Sağlıkçılara her geçen gün daha çok minnet duyuyoruz. Bulaşıcı hastalığı tedavi etmeye çalışırken kendi hastalanan ya da ailesine bulaştıranlar oldu. İlk vakanın görülmesinden bu yana çok yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Birçoğunun çalışma saatleri bile yok, hatta bütün hayatları salgınla mücadele oldu diyebiliriz. Alkışlanmayı en çok hak eden çalışanlardan olan, belki de birincisi, sağlıkçıların biraz olsun moral bulmalarını umuyoruz. İtalya’dan esinlenen bu motivasyon yöntemi bütün dünyaya bulaşacak gibi duruyor. 22 Mart Pazar Birkaç gün önce yeni bir yazarla tanıştım. Latife Tekin. Sevgili Arsız Ölüm kitabını bugün bitirdim. Latife Tekin kısa kısa cümleler, bayağılaşmadan hızlıca ilerleyen konular, iyi kötü karakter seçiminin tamamen okuyucuya bırakılması ve akıcı üslubu ile oldukça keyifli bir bütün oluşturmuş. Geleneksel hayatın büyülü gerçeklikle anlatılması kitabın en çok beğendiğim yanıydı. Dünya edebiyatına hayranlık duymama rağmen çoğu zaman, daha önce karşılaşmadığım karakter tiplemeleriyle bağ kurmakta zorlanıyorum. Yerli edebiyata duyduğum ihtiyaç tam da burada yoğunlaşıyor. Sokakta gördüğüm, aynı evde yaşadığım insanları kitaplarda okumak, farklı bir zevk veriyor. Latife Tekin’le karşılaşmak bu sebeplerden çok önemliydi. 25 Mart Çarşamba Dünyada can kaybı 19 bin oldu. Salgın toplamda 422 bin kişiye bulaştı. İnsanlar görünmeyen düşmanını her geçen gün daha çok tanıyor fakat önlem almak dışında bir kurtuluş yolu hala bulunamadı. Ülkemizde salgın bir haftada öngörülmeyen bir ciddiyete ulaştı. Hastalığa yakalanan 2433 kişiden 59’u hayatını kaybetti. Akşam saatlerinde her günkü heyecan ve umutla ana haber bültenini bekledik. Sağlık Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı açıklama yaptılar. Okulların online eğitime 30 nisana kadar devam edeceği ilan edildi. Buna dayanarak üniversitelerin de bir süre daha açılmayacağını düşündüm. Ve bu sefer tatil haberi o kadar eğlenceli gelmedi. Sağlık Bakanının “Bu hastalığa karşı elimizde güçlü bir koz var; yakalanmamak” sözü bu akşam eğlence odağımız oldu.


0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör