Hiç Kimseye Mektup


Her insan dünyaya geldiğinde iki şeye sahiptir. Biri onu dünyaya getiren anne diğeri de onu bu dünyada kötülüklerden koruyacak bir babadır. Daha dünyaya gelmeden annenin kalp atışları senin için ninni olur. Annenin karnındayken eğer şanslıysan anne ve babanın sesini duyar, sevgilerini hissedersin. Her ne kadar yaşarken bunları hatırlamasan da kalbin bu duyguya her zaman sahiptir. Ben de her insan gibi bir anne ve bir babaya sahip olarak dünyaya geldim. Ama onları çok erken kaybettim. Bunu yaşayan tek çocuk ben değilim. Bu yetimhanedeki herkes bir şekilde anne ve babasını kaybetmiş. İçlerinden şanslı olanlar var. Çünkü bazıları anne ve babasını hatırlıyorlar hatta bazıları annesiyle pasta yapıp babasıyla bisiklet sürmeyi öğrenecek kadar çok vakit geçirmiş. Onlara sorsan bu zamanın çok kısa olduğunu söylerler. Ama benim açımdan bu kısacık zaman bile yıllar süren bir bedel. Aramızda en şanslı olanlar başka bir şehirde yaşayan teyzesi ya da çok sık gelmese de ziyaret eden bir amcası olanlar. Ben bunların hiçbirine sahip değilim. Elimde ne bir fotoğraf ne de sarılıp uyuyabileceğim ailemden kalan bir eşya var. Daha 40 günlük bile değilken tüm ailemi kaybetmişim. Bunu bana söylemediler, insanlar konuşurlarken duydum ben. Benim ailem bu yetimhane oldu. Her gece birlikte yattığım arkadaşlarım, uyumaya çalışırken baktığım pencere, arada bir bizimle oynamaya gelip bize hediyeler veren ve sonra da bir daha hiç gelmeyen kişiler benim ailem. Verdikleri hediyeler ile bizi mutlu ettiklerini sananlar... Oysa biz o hediye ile onlara bağlanıyorduk. O hediyeyi veren el umuttu bizim için. Başını okşayıp sana gülümseyen o yüze hemen kanar ve kendini onlara yakın hissederdin. Giderken ardından salladığımız ellerin gidişlerine değil de bir daha gelme umutlarına sallandıklarını bilselerdi keşke. O zaman belki bizi yine görmeye gelirlerdi. Onlar o gün yetimhanedeki tüm çocukları sevindirdiklerini düşünüyorlardır. Ama biz hayatımızın en acı gerçeğini her gün böyle yaşıyoruz. Yine başımızı okşayan, bize sevgi gösteren, bizimle oynayan birinin hiç gelmemek üzere gidişini izliyoruz. Tıpkı ailelerimizin gidişi gibi. Peki bu mektup kime yazıldı? Kimin için yazdım? Bu mektubu biri için yazmadım. Normalde mektuplar birine yazılır ve o da karşılık olarak sana bir şeyler yazar. Ama benim mektup yazacak ve mektubuma cevap verecek kimsem yok. Bu mektubu cevap beklemeden kimsesizliğime yazıyorum. Bu öyle bir mektup ki üzeri pullanarak uzun yollar aşıp birine ulaşmayacak, kimse eline alıp okuyamayacak, karşılığında beni düşünerek ve benim için bir mektup yazmayacak.


3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Babama Mektup