Karşı Cinsler Arası İletişim


Karşı cinsler arasındaki iletişimin minimum olduğu topluluklarda erkek ile kadın arasındaki iletişim görsel iletişim unsurları üzerinde ilerler ve çiftler birbirlerini cinsel karakterleri üzerinde tanır hale gelirler. Bu durumda cinsler birbirlerini düşünce boyutu ile tanımakta güçlük çekerler. Çiftler birbirleri tanımalarına yol açan tek yol olarak birbirlerinin görünüşlerine yani ikincil cinsel karakterlerine odaklanırlar. Bu durum bazı toplulukların kadın veya erkek giyim kuşamı hakkındaki değişiklere neden bu kadar reaksiyon verdiği açıklar niteliktedir.


Kişiler arası iletişimde sözel ifadelerin yer aldığı ve konuşma kanalının önemli bir rol gördüğü toplumlarda erkek ile kadın arasında meydana gelen cinsel çekim sözel ifadelerle yorumlanıp bilinç düzeyine indirgenir ve herhangi bir eyleme dönüşmeden önce kelimelerle anlam bulur. Bu durumun önemi nedir?


İletişimde hassas konularda gerektiğinde kişinin arzu ve isteklerini karşı tarafın net olarak algılayabileceği şekilde 2 veya 3 defa teyit maiyetinde belirtmesi gerekir. İletişim kuran bireylerin istedikleri doğrultuda iletişimlerini sürdürmelerine imkân tanır bu durum. Ancak bir toplumda kadın ile erkek arasına görünmeyen setler çekilmiş ve bunların birbirleri ile sözel olarak iletişim kurmaları oldukça güç hale gelmişse bu durumda kadın erkeği, erkek de kadını dış görünüşü ve sözel olmayan ifadeleri ile yorumlamaya ve anlamaya çalışır. Kişilerin birbirinden olur olmadık tahrik olmaları, olur olmadık ve objektif kanıtlara dayanarak karşı taraftan cinsel ilişkiye davet edildiklerine inanmaları sözel ifade ve iletişim eksikliğinden meydana gelir.


Kadın ile erkek arasında iletişimin zeminini sağlamayan toplumlarda kadının giyim ve kuşamının kendisini tahrik ettiğini, cinsel ilişkiye davet ettiğini ifade eden din adamları, devlet yetkilileri bulunabilir. İnancı ne olursa olsun halk kesiminden bir takım kişiler de kadının sözel olarak kendisine bir ilişki teklif etmediği apaçık ortadayken kadının bir takım cinsel özelliklerini yanlış yorumlayarak durumu taciz ve tecavüze kadar götürebiliyor.


Bir toplumda kadın ile erkeğin birbirine karşı iki taraf olarak görülmesi ve bu iki taraf arasındaki köprülerin yıkılması sonucu sözel kişilerin ne düşündükleri veya ne arz ettiklerini en iyi açıklayan yol olan sözel iletişimin yok edilmesi erkeğin kadının, kadının da erkeğin fiziğine ve görünüşünden yansıyan doğrulanamayan bilgi kırıntılarına bu kadar yoğunlaşıyor olmasını şu şekilde örneklendirebiliriz: yıllardır doğa ile iletişim kuramayan insanoğlu ona sürekli bazı anlamlar verdi ve yakıştırmalarda bulundu. Ama doğanın bunlardan hiç ama hiç haberi olmadı. Rüzgarların neden ve nasıl oluştuğunu bilemeyen atalarımız fırtınalara kapıldıklarında tanrının görünmeyen ellerinin kendilerini cezalandırdığını düşünüp yağmur yağmayan günlerde günahları nedeniyle susuzluğa gark olduklarına inanıp bu durumlardan kurtulmak için kurbanlar kestiler. Ancak tüm bunlardan haberi olmayan doğa ne onlara fırtınalar ile ben tanrıyım bana tapın demiş ne de susuzluk ile sizler günahkârsınız bana kurbanlar adamadıkça yağmur yağdırmayacağım demişti.


Buradaki doğa örneğinde de görüldüğü gibi insan iletişim kuramadığı şeylere bazı anlamlar atfedip onu kendisi için tanımlı hale getirmek ister. İnsanlar hakkında yeterli bilgiye sahip biri iletişim kuramasa da kadınların orta çağda belirtildiği gibi cadı veya öcü olmadığını, bazı dinlerde ifade edildikleri şekilde birer şeytan olmadıklarını anlayabilir ancak halk kesimi bu durumu kavramaktan uzaktır. Bu durumu bizden farklı canlı türleri üzerinde test edebiliriz. Örneğin çoğumuz evlerimizde kedi beslemişizdir. Hiç kedilerin dişilerinde erkeklerinden farklı, şeytani bir durum gören oldu mu?


Erkek ile kadının sadece birbirine uzaktan bakabildiği ve sözel iletişim kısırlığı olan toplumlarda karşı cinslerin bir araya gelmesi belli kültürel faktörlere veya mucizelere bağlı olur. Örneğin biz Kürtlerin çoğunun bildiği Mem u Zin destanında Mem ile Zin Kürt halkının geleneksel bayramı olan Nevruz bayramı kutlaması sırasında birbirlerini yüzleri peçeyle örtülü olduğu halde görürler ve aşık olurlar. Bu durumun toplum içinde uyandırdığı ilk anlam bu iki kişinin birbirleri için yaratıldığı ve birbirlerini gördükleri anda tarife edilemez bir sevdaya kapıldıklarıdır. Ancak asıl olan birbirleri ile iletişim kurmaları, birbirlerini manen ve cismen tanımaları zor olan bu iki figür de karşı cinsine olduğundan daha mistik bir anlam atfetmek zorunda kalmıştır çünkü hem birbirleri ile karşılaşmaları bir mucizeye kalmış hem de birbirlerini tanımaları. Sonuç olarak birbiri ile iletişim kurmaları birer mucizeye bağlı olacak kadar kısıtlanan karşı cinslerin birbirleri ile kurdukları iletişimi bir mucize olarak görmelerine şaşırmamak gerekir.




15 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İnsan Bedeni