Kendini Ay'a Anlatmak


Bir virüs gibi yayılıyor aramızda yalnızlık, sakın diyorum, yalnızlıktan da insanlardan da sakın. Kapat kendini dünyaya, kimsenin fark edemeyeceği yokluğunu esirge insanlardan. Ne vakit birileriyle konuşacak olsam durmadan kendi dertlerini sayarlar, sonra da kalkar giderlerdi. Dönüp de " bir şey anlatıyordun, kusura bakma daldım kendi derdime böldüm seni "demezlerdi. Giderlerken güle güle demezdim bende, " ne önemi var bir dahakine ben anlatırım, sen dinlersin " derdim. Bir dahaki sefer hiç gelmezdi. Benimki de laf işte, bir daha gelseler aynı şeyler bir daha gerçekleştirdi. Kimse dinlemezdi ya beni, bende oturur Ay'a anlatırdım derdimi. Ay, derdim yalnız sen dinliyorsun beni. Ben böyle söyleyince daha da parlıyordu sanki, sevindi mi kızdı mı hiç kestiremezdim. Neticede kimse dinlemiyor diye bana anlatıyorsun derdini, anlatacak birine sahip olsan gelmezdin bana, diye düşünüyor da olabilirdi. Tek dinleyicim, herkesin güneşinden ışık emen pırıl pırıl bir sahtekardı. Bir bakıma hepimiz öyleydik. Mühim değildi ama, beni dinliyordu ne de olsa, isterse yeryüzündeki tüm ışıkları emsin benim karanlığıma dokunamazdı ya! Ne çok isterdim ışık tutabilmesini karanlığıma ... Öyle bir haldeyim ki artık, bunun dönüşü yok. Bom boş bakarken dünyaya, kör bir kedi yavrusu için dolabilir gözlerim. Oturup onun için saatlerce ağlayabilirim, sonra hiçbir şey olmamış, buz gibi bir suratla dönebilirim eve. Ve bunu kimse fark bile etmezdi. Adaletsiz bir terazi, hayat işte ... Bir gülüşe binlerce acı sığdırır sonra senden o gülüş için şükür beklerdi ...


1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör