Mutluluk Bugündür


Çağlar boyunca insanların birbirine sorduğu, cevabını bulmak için arayışlara kapıldığı mutluluk duygusu aslında her insanda farklı çağrışımlar yaratmaktadır. Örneğin; Aristotales kişilerin akıl, erdem ve tefekkür ile mutluluğa erişebileceklerini söylemiştir. Yani mutluluk, onun için histen çok bir yaşam tarzıdır. Buddha’ ya göre mutluluk sonuç değil zaten yolun kendisidir. Nietzsche ise söylenenlerin aksine, ideal bir tembelliğe ulaşmamış kişi için mutluluğun, anlık ve geçici hislerden ibaret olduğunu söyleyerek tanıma farklı bir yön vermiştir. (AEGON, 2020) Bu isimler gibi daha birçok felsefi ve edebi yaklaşımlara konu olan bu duygu durumunu, TDK sözlüğü kısa bir özet geçerek “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık hissi” olarak tanımlamaktadır. Ama toplumlarda bu duygu durumu, tanımların çok daha farklı ötesinde hayata geçirilmektedir. Şöyle ki, aslında insanların ellerinde olan şeyi başka bir yerde aramasıdır mutluluk. Yani bugünü anlamlandırmadan yarına göz dikmektir. Yarın çok mutlu olmak için bugün mutsuz olmayı tercih etmektir. Anı yaşamak yerine kurulan hayallere takılı kalmaktır. Gülümsemekten korkmaktır. Sokaklarda hızlı hızlı yürüyen, çatık kaşlı insanlardır. Yani bu devrin mutluluk anlayışı, elindekini bulmak için koştururken geleceğe dair endişeler arasında onu da kaybetmektir. Harvard Üniversitesinin yaklaşık 75 yıl kadar süren ‘mutluluk nedir’ araştırması gösteriyor ki mutluluk kimi insan için para kimisi için şöhret; kimisi için aşk, arkadaşlık veya güçlü bir bağdır. (SÖZCÜ, 2019) Ama hasta biri için mutluluk sağlıktır. Savaştan kaçmış biri için mutluluk yaşamak, küçük bir çocuk için çikolata, hapishanedeki biri için ise özgürlüktür. Yani bu yolculuk, sanıldığı kadar uzun ve ulaşılamayacak kadar büyük değildir. Aslında bizler doğumdan ölüme kadar olan bu modern yaşantımızı, sonu gelmeyen ‘’geleceği’’ bekleyerek geçiriyoruz. Bu beklentinin sonunda da yaşlılık ve ölüm ile burun buruna kalıyoruz. Yani gelecek beklentisi, mutluluğumuzun önüne geçtiğinde bizler daha o duyguya erişemeden duyguyu kaybetmiş oluyoruz. (ŞENBAY, 2017) Antik Çağ’dan günümüze kadar gelen “Mutluluk Tarihi” düşünüldüğünde görülüyor ki; her dönemin, her çağın mutluluk kavramı farklı beklentileri karşılamaktadır. (ARICI, 2020) Örneğin mevcut düzen, imaj ve doyum kavramlarını salt çoğunluğa monte etse de yapılan araştırmalar gösteriyor ki mutlu insanlar derinliği fazla olan şeylerden daha çok besleniyor. Çok arkadaştan ziyade güvenilecek bir dost, benliğe huzur ve beraberinde de benliğe mutluluk getiriyor. Ama bazen insanlar tatmin arayışı yolunda kendilerini kaybedebiliyor ve mutluluklarını insanlara, eşyalara şartlayabiliyor. İşte bu şartlandırılmış mutluluk, daha sonra kişilerin bünyesinde çelişkili kimlikler ortaya çıkarabiliyor. Böylelikle de yaşamdan haz alınamıyor. Çünkü insani bir duygunun çevreye göre şekillenmesi, kişinin özgürlüğünü kendi elleriyle teslim etmesi demektir. (BAYNAL, 2020) Her birey; çok farklı duygulara, isteklere ve inançlara sahiptir. Zevklerin tartışılamayacağı gibi mutluluğun nedenleri de tartışılamaz. Çünkü her insan, aynı şeyden hoşlanıyor olsaydı binlerce farklı çiçek türü olmazdı. Renklere gerek kalmazdı ya da herkes aynı tarz giyinirdi. Böyle bir şey mümkün olsaydı hayat ne kadar sıradanlaşırdı değil mi? İşte bu yüzden; farklı amaçlar doğrultusunda çalışan, farklı isteklere sahip insanların, mutlulukları da farklıdır ve biriciktir. Kimisini üniversite kazanmak mutlu eder, kimisini güzel saadet dolu bir evlilik, kimisini sevdiği bir yemek mutlu eder, kimisini 5 dakika fazla uyumak yani kimisi mutlu olmak için aylarca bir telefon modelini bekler, kimisi sevdiği bir kitabı bulmak için sahaf sahaf gezer. Aslında bu kadar yakın ve anlık doyumlardan ibarettir mutluluk. Çünkü kimse 5 dakika fazla uyudu diye hayatı boyunca mutlu olmaz. Ya da o sevdiği yemeği yedi diye yıllarca etrafa gülücük saçmaz. Mutluluğu sonsuz beklemekte bu yüzden ahmaklıktır. Çünkü hüzün gibi mutlulukta geçici olmalıdır ki diğer duygular hayatımızda yer bulabilsin. Son olarak muhakkaktır ki mutluluk elimizdedir. Yani mutluluk ne dün ne de yarındır mutluluk bugünün ta kendisidir. Yazarın da dediği gibi ‘’mutluluğu beklerseniz ne olduğunu asla öğrenemezsiniz’’


0 görüntüleme0 yorum