Ne His Kaldı Ne Mezar


Ne His Kaldı Ne Mezar Karınca yuvasının labirentleri gibi ruhlarımız, çıkmazına saplanıp kalmış gönül yaramız. Katman katman yol alıyoruz labirentlerinde ev sahibimiz keder ve hüzün rehberimiz sonbahar. Her odacığında yara bere içinde bir leyla yatar. En kasvetli katmanda Kevgire dönmüş yürekleri arşivliyor pala bıyıklı bir ihtiyar. Sola dönün işaret levhası karşılıyor esrikli bedenleri. Önce inceden bir sis sonra yeryüzündeki bütün şemsiyelerin gölgesinde çıkmaz bir sokak, ürkek adımlarla yaklaşıyor yamacımıza eğilip kulağımıza, tekdüze fısıldıyor eğri büğrü birkaç kelamla bir an, Mecnun elinde bir kitabeyle bir köşede tarumar, ne his kaldı ne mezar. Kırılan bütün kalpleri Hatice teyze faraşa sürüklüyor diye haykırınca bir çığırtkan. Kursağımda hüzün kaldı, kesildi bir an şiir nefesim. Yeryüzü hepten toz bulut. Bütün cepheler kırmızı, bütün cepheler mor duvar. İşçi karıncalarının ağıtlarıyla yankılanıyor yeryüzü ne de olsa insanlığın ömrü kadar ömürleri var. Ne de olsa toprağa ilk dokunuş gibi yeni doğan aşklar, kraliçe karıncanın kanatlarıyla aynı günde solar. Aynı mengenede döner kederlerimiz. Ve yine birçok evrende mavi, mor, sarı kuşaklar içinde bir Ferhat bir Şirin doğar. Bütün cepheler kırmızı bütün cepheler mor duvar.


3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Unutma

Ararat

İleri İleri