Para ve Değer


İnsan neden daha az zahmete girmek ister? Çağlardan beridir teknoloji dediğimiz bilim sürekli bu durumdan motive olmuş ve bu temelde gelişme göstermiştir. Bulunan her icat yapılan her keşif geliştirilen her cihaz aslında daha iyisini daha az çaba gerektirenini bulma umudu taşımıştır. Bu umut yolculuğunda çok yollar kat edilmiş; bazı zamanlar çağların kapandığı yeni çağların açıldığı da olmuştur. Daha iyisini elde etme yolculuğunun getirdiği değişiklikler sonucu toplum ne yapacağını bilemez hale gelmiştir. Toplumun bilen kısmı ise bu gelişmelerle aynı eksende değişimlere ayak uydurmuş ve böylelikle oluşan yeni düzende hiyerarşi sahibi olmuştur. Gelişen ve sürekli değişen dünya karşısında kayda değer bir ilerlemesi olmayan toplum kesimleri de yeni düzenin getirilerine çoğu zaman olumsuz yönde maruz kalmışlardır. Tüm bu değişim ve gelişim sürecinin bir parçası olamayan toplum kesimlerinin kendilerinden sonra gelen jenerasyonları dahi, bu sürece ortak olmak için artık çok geç kalmışlar gibi görünüyor. İçlerinden tamamen bireysel başarılarına odaklı kişileri-kendilerini bu dönen görünmez toplum çarkından kurtaran şahısları- bahsi geçen olgular dışında bıraktığımızda; gelişmelerden geride kalıp veyahut buna ayak uyduramamış toplum kesiminin ekilmiş tohumları (yeni jenerasyonları) da ne yazık ki gelecek için kuru birer umut olarak kalmaktan öteye gidememişlerdir. Tüm bunların üstesinden gelinememesinin ana sebebi oluşan sınıflaşmada zayıf olan kesime dayatılan zorunlu sistemlerdir. Akan ilericilik nehrinde kendi sandallarında seyahat eden kesim; toplumun üst sınıf modelini tanımlar. Bunun aksi durumunu oluşturan yani alt sınıf modelini tanımlayan kesimlerse ancak toplumun üst tabakasını oluşturan kitlenin rahat seyahat etmesi için sağlam sandallar yapma yarışı içinde olanlardır. O ırmakta kendi ürettikleri sandallarla seyahat etmeleri artık onların gözünde birer hayal bile değil. Bunun temel sebeplerinden biri ise daha öncesinden bahsini ettiğim zayıf sınıfa dayatılan sistemlerdir. Kişi kalkıp kendi sandalını yapıp ırmakta yüzdürmeye kalkışsa bunu yapabilmesi için gerekli maliyeti tedarik etmesi gerekir ki bu başta neredeyse imkansızdır. Tabi olduğu sınıfın önceki jenerasyonların sürekli üst model sınıfa hizmet etmesi ve onlar için çalışması da bu sebeplerdendir. Bunu dışında kendileri de yükselmek için gerekli sistemleri kuramamaktadırlar. Köklü bir geride kalma tarihinin zaman çizelgesinde günümüz dünyasına doğru yaklaştıkça markalaşma ve şirketleşme çabalarının oluşturduğu büyük tüketim dünyasında; zaman ve emek verilerek kazanılmış paranın tekrardan sisteme kaptırılması alt tabaka insanlarının mutsuzluğunun ana sebeplerinden sadece birini oluşturmaktadır. İnsan değeri parayla orantılıdır algısının topluma iyice sindirilmesi ise günbegün bu mutsuzluğu tırmandırmaktadır. Gelir düzensizliğinin olduğu ülkelerde sınıf farkları oldukça göze çarpar haldedir. Oluşturulmuş bu yapay paraya bağımlılık dünyasında insan onurunu ayaklar altına alan bu düzenle baş etme yolları; İnsani değerlerin parayla kıyaslanamayacak kadar değerli olduğunu asla unutmamak, her zaman hoşgörü ve yardımseverlik -karşılıksız- gibi iyi huyları ön planda tutmak, paylaşımcı olmak, benmerkezci, toplum çıkarlarını önemsemeyen düşünce ve hislerden uzak durmaktır.


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör