Peyami Safa ve Ben "Yalnızız"


Yalnızlık kimilerine göre bir tercih kimilerine göreyse mecbur bırakılma hali. Belki de hayattaki en bariz gerçekliğin ta kendisi. Hayatın süregelen akışında yanımızda kalan, peşimizi bıraksın istediğimiz belki de beraber olmak istediğimiz o yegane şey. Peyami Safa Yalnızız adlı romanıyla yalnızlığın bizim hayatımızda nerede olduğunu ve bizde ne gibi etkilere yol açtığını anlatıyor. Yalnızlığa düşman değildir Peyami Safa, onunla iç içedir ve yalnızlığı çok iyi romana yansıtmasının temelinde de gerçek hayatta küçükken babasını kaybetmesi ve bir dönem kemik hastalığına yakalanması bunlarla beraber yalnız kalıp içsel dünyasını keşfetmesi yatar. Şimdiki yaşayışlarımıza baktığımızda içsel dünyamıza ne kadar da uzak olduğumuzu görürüz, hatta bazen kaçarız kendimizden, yalnızlığımızdan. Kendimizden kaçtıkça iç dünyamızda daha da köşeye sıkışmaz mıyız aslında? İşte Peyami Safa kendinden kaçmamıştır, kendine dönüp madde -manayı, ruh-beden ilişkisini detaylıca incelemiştir. Bunun meyvesini de romanlarında yakaladığı başarıyla almıştır diyebiliriz. Romana gelince hem madde hem mana derken bunun arasında sıkışan ve en sonunda yalnızlıkla beraber ölüp giden karakterler görürüz. Buradaki yalnızlık hâli arafta kalanın haline benzer. Karakterimiz Samim her ne kadar cemiyet tarafından saygın bir kişi olarak görülse de kendi içerisinde yalnızdır ve bu maddeci dünyayı sevememektedir. Bir dünya kurar kendine ve adını da Simeranya koyar. Yaşamak istediklerini içinden geldiği gibi orada yaşar, onun ideallerinin hepsi orada vücut bulur adeta. Burada Peyami Safa’nın Samim karakteri aracılığıyla bize verdiği bir mesaj vardır ki o da şudur: Samim karakterimiz her ne kadar sevilen, sayılan bir kişi olsa da Simeranya’yı bu dünyada yalnız ve mutsuz olduğundan kurmuştur ve orada yaşamaktadır bir nevi. Yaşadığı devrin tam olarak bir yalnızlar çağı olduğunu ve bunun kaçınılmaz olduğu mesajını da böylelikle vermiştir. Romandaki bir diğer karakter olan Meral’in son sözleri “Yalnızım, evet, herkes yalnızdır, yalnızız.” olmuştur. Peyami Safa yalnız varlıklar olduğumuz gerçeğini tekrar yüzümüze tokat gibi çarpar ve bize şu tavsiyeyi verir: “Kendine dön, kendine bak, kendine gel. Aptalca bir konfor aşkından doğduğu halde her biri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik mucizelerinin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara. İnan manevilere ve mukaddeslere, inan! Onlar hakkında bu kadar küçükçe düşünmekten utan! Her sezilen derinliğin ifşa ettiklerini düşünmekten bile seni alıkoyan tabiatçı metotlarını fırlat ve bitlenmiş elbiseler gibi at. Ortaçağ papazında haklı olarak ayıpladığın dar kafalılığın anlayış sınırlarını daha fazla darlaştıran beş duyu idrakinin kapalı dünyası içinde kalma: Arşı geç , ferşi atla , sidreyi aş, Gör ne var maverada ibrethiz.”


0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Cinsiyet