Sınırsız Tüketime Karşı "Dikkatli Pazartesi"


Günümüzde artık alışveriş yapmadan mutlu olamadığımız bir düzen var. Alışveriş merkezleri insanlara sosyalleşme imkanı sunan, tüketime hizmet eden mekanlar haline evrildi. Oluşturulan bu sistemle daha fazla tüketme, sunulan her şeyi elde etme arzusu ve dünyadaki kaynakları israf etmekten kaçınmayan bireyler ve toplumlar var olmaya başladı. Hep söylenen "sınırlı kaynaklar sınırsız ihtiyaçlar” düşüncesinin atlanılan bir noktası var. Yapay ihtiyaçlar yaratarak bunları zorunluymuş algısı altında sunmak. Dünya kaynaklarının bu denli israf altında tüketilmesi ise gelecekte birçok sorunun ortaya çıkmasına neden olacak. Bu tüketim çılgınlığına karşı çıkmak adına artık pek çok proje ve çalışma yürütülüyor elbette. Ancak ne kadarına hakimiz ya da ne kadarını uygulamaya gönüllüyüz, tartışılır. Bu anlamda Slow Food Türkiye/ Fikir Sahibi Damaklar herkesin okuyup öğrenmesi, hayatına katmaya çalışması gereken dikkat çekici çalışmalara imza atıyor. Bu yazımda bir süre önce başlatılan ancak şu an devam edip etmediğini bilmediğim bir çalışmayı anlatmak istiyorum. İnternet üzerinden yaptığım araştırmalarda bu çalışmanın 2014 yılına ait olduğunu gördüm. O günden bu yana “Dikkatli Pazartesi” benim hayatımdadır. Aslında çok uzun yıllardır sorguladığım ve değiştirmeye çalıştığım, zaman içinde de başarılı olduğuna inandığım bir yaşam tarzım var. Sadece ilgi çekici noktalar yaratmak, çevremdekilere bir şey katma sürecinde daha fazla etki yaratıyor. Sözü çok uzattım, bilenler için hatırlatma, bilmeyenler için de güzel bir çalışmayla tanışma yazısı olmasını diliyorum. “Dikkatli Pazartesi” neymiş, gelin birlikte bakalım. Slow Food Türkiye/ Fikir Sahibi Damaklar’ın başlattığı Dikkatli Pazartesi hareketiyle çokça eleştirdiğimiz tüketimle beslenen büyüme ekonomisinin tekerine çomak sokmak için satın alma alışkanlıklarımızı sorgulama amacıyla haftada bir günü satın almama günü ilan ediliyor. Sosyal medyada yapılan anketle pazartesi ve bir gün olması kararlaştırılan hareket, bir günden her güne yayılımı da amaçlıyor. Diğer önemli bir amaç daha var. Yalnızca satın almamak değil, bir şey satın almaya yeltendiğinizde “Buna gerçekten ihtiyacım var mı” diye kendinize sorabilmek. Böylece elinizin altında olanlarla, sahip olduklarınızla veya bir zamanlar olduğu gibi komşunuzun kapısını çalıp paylaşma yoluyla aslında bu ihtiyacınızı giderme imkanı olup olmadığına bir göz atmak. Gelelim bir diğer önemli detaya… Yeniden amaçlandırma… Kullanım döngüsünü değiştirmek aslında nesillerden bir şekilde hayatımızın içinde. Salça kavanozları bakliyatları muhafaza ettiğimiz kavanozlara dönüşüyor ya da yağ tenekeleri saksılara… Yani oldukça ananevi yöntemler… Bu sayede tüketmek yerine farklı bir amaçla kullanarak ihtiyaç duyduğumuzu düşündüğümüz şeyleri satın almıyoruz. Tabii bu mümkün değilse de geri dönüşümü tercih etmek gerekiyor. “Şey”leri işlevlendirmek tamamen yaratıcılığa kalmış durumda. Peki siz neyi, neye dönüştürüyorsunuz? Dikkatli Pazartesi hareketinin hazırladığı afiş çalışmalarından bazı notları da paylaşmak isterim. “Üç Adımda Dünyayı Kurtarmak” sloganıyla hazırlanan afişlerde farklı noktalarda üçer adım öneriliyor. Örneğin; 1. Soğan, patates, sarımsak gibi el altında ne varsa zeytinyağında çevir 2. Varsa sebze suyun onu da kat, yoksa, su da olur (ama ne olur bulyon kullanma!) 3. Mercimek, bakla, pirinç gibi kıyıda köşede kalmış “çabuk pişenleri kat

Evde ne varsa onunla pişen “bir tas çorba” dünyayı kurtarır. İnternette bu üç adımları bulmak mümkün. Belki de farkında olmadan yaptığımız şeyler, daha fazla farkındalıkla büyük bir harekete dönüşebilir. Dünyayı kurtarmak üçer adımlarda gizli. Sözün özü, en azından haftanın bir gününü hiçbir şey almama günü olarak seçebilir, bunu diğer günlere de yaymaya çalışabilirsiniz. Bir şey satın alırken “gerçekten ihtiyacım var mı” diye uzun uzun düşünmeyi, yeniden amaçlandırma ile kullandığınız “şey”leri farklı bir amaçla tekrar kullanmayı, buna zamanı olmayanların da geri dönüşümü yaşam tarzı haline getirmesini diliyorum.


0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Kahve