Sicilya Gezi Yazısı


“Sicilya’yı görmeden İtalya’yı gezmek, İtalya’yı hiç görmemektir. Çünkü Sicilya her şeyin ipucudur.” Pandemi nedeniyle evlerden çıkamadığımız günler yaşarken, dünya üzerinde eşsiz yerleri okuyarak keşfe çıkmaya ne dersiniz? Kültürel farklılığı ve zenginliğiyle tamamen kendine özgü bir Akdenizli olan Sicilya, Etna Yanardağı’nın, lezzetin ve korumaya alınan kasabaların adası. Sicilya, haritada çizmeyi andıran İtalya’nın bir futbol topu gibi çizmenin burnuna oturttuğu yer… Sicilya Özerk Bölgesi İtalya Yarımadası'nın güneybatısında bulunan Sicilya Adası'nın özel statülü yerel idaresi. Başkenti Palermo olan bölgenin özel statüsü 1948 İtalyan Cumhuriyeti Anayasası'nda bulunuyor. Bu anayasa Sicilya Adası'na geniş kültürel ve idare özerklik sağlayarak adanın ülkede eşi bulunmayan etnik ve dil özellikleri olan antik uygarlığını korumayı hedefliyor. İtalya’nın yarı özerk bölgesi ve Akdeniz’in en büyük adası olan Sicilya, mafya adıyla özdeşleştiği için insan bu adaya giderken bambaşka bir atmosferle karşılaşacağını sanabiliyor. Gitmeyenlerin bile Sicilya hakkında bir fikri var. Nedeni ise tabii ki Godfather filmi… Sicilya için mafyanın başkenti, hatta doğduğu yer diyebiliriz. Sicilya’yı gezmeye başladığınızda zaten bunu hissediyorsunuz. Hemen her yerde Baba’nın meşhur şapkaları ve kıyafetleri satılıyor. Kaynaklara göre ilk mafya Sicilya’da Corleone Kasabası'nda kurulmuş ve ailenin kökleri hala adada yaşıyor. Tarihçiler, Sicilya’nın adını Afrika kökenli ilk sakinlerinden aldığını kabul eder. Stratejik konumundan dolayı dünya tarihinin hemen hemen bütün büyük olaylarından nasibini almış. Fenikeliler, Grekler, Romalılar, Vizigotlar, Ostrogotlar, Bizanslılar ve Müslümanlar… Dünya tarihinin farklı dönemlerinde her biriyle ayrı ayrı tanışmış. Lezzetin Başkenti Yemeğin başkenti olarak bilinen Sicilya’da İtalya’nın hiçbir yerinde bulamayacağınız lezzetler var. Büyük, küçük fark etmeksizin hiçbir yerde kötü yemek yemezsiniz. Her şey taze, inanılmaz lezzetli ve makul fiyatlarda. Adanın her köşesinde olduğu gibi yemeklerinde de kültürel çeşitlilik fark ediliyor. İspanya, Yunan ve Kuzey Afrika etkilerinin görüldüğü Sicilya mutfağının yöresel yemeği kuskus, deniz mahsulleriyle yapılan pizza ve her çeşit ev yapımı makarna, adanın vazgeçilmezleri. “Cannoli” adındaki genelde ricotta peynirinden kremayla içi doldurulmuş hamurdan yapılan tatlı da Sicilya’yla bütünleşmiş durumda. Adanın neredeyse tamamına yayılmış üzüm bağları, yöresel farklılıkları içeren şarapları tatmaya imkan yaratıyor. Sicilya'da Ne Zaman Tatil Yapılır? Olur da bir gün eski özgür ve sağlıklı günlere kavuşur, dilediğimizce gezebildiğimiz günleri görebilirsek görülecek yerlerin başına Sicilya’yı yazmakta fayda var. Tatil dört mevsimin de uygun olduğu bu bölge, deniz mi kayak mı sorusuna verdiğiniz cevaptan sonra sizleri bekliyor. Sicilya’da sezon nisan ayında başlayıp, ekim sonuna kadar sürüyor ve haziran ortasından eylül ortasına kadar ada turist akınına uğruyor. Sahillerde güneşlenerek vakit geçirmek isteyenler için ideal dönem bu olsa gerek. Bize göre en uygun dönem aslında ilkbahar, doğanın canlanmaya başlaması ile pek çok fotoğraf şansı elde edilebilir. Ayrıca hava sıcaklıkları makul seviyelerde olduğundan doya doya gezebilirsiniz. Eylül ayının sonu ve Ekim ayı da Sicilya seyahati için uygun görünüyor. Deniz suyu sıcaklığı hala yüzülebilir derecelerde olacak, hava ise biraz daha serin. Kasım - Nisan arasında Sicilya’yı ziyaret ederek bir kayak tatili yapmak da mümkün. Akdeniz’in ortasında yer alan bir adada kayak yapabilme fikri biraz garip gelse de Sicilya’yı ilgi çekici kılan doğal özelliklerinden biri Etna Yanardağı bunu mümkün kılıyor. Peki Sicilya’da nerelere gitmeli? Palermo İlk sırada Sicilya’nın başkenti ve mafyanın doğum yeri Palermo var. Şehirde Norman ve Arap etkisini görebileceğiniz pek çok görkemli yapıt var Palermo’da. Norman Sarayı, Palermo Katedrali San Giovanni Katedrali, Politeama (Utanç) Meydanı, Palazzo Normanni ve Quattro Canti Meydanı görülecek yerler arasında. Şehrin en önemli buluşma noktalarından birinde konumlanmış Teatro Massimo ise yine mimari güzelliğiyle akıllarda yer ediyor. Bu tiyatro binasının bir diğer önemli özelliği ise Godfather III’ün final sahnesinin burada çekilmiş olması... Halkı rahatına düşkün Palermo’da, 15.00 - 19.00 saatleri arası siesta nedeniyle neredeyse tüm dükkanlar kapalı. Bir o kadar da futbol tutkunu bir başkent burası. Palermo takımının futbol tarihinde önemli bir yeri var ve pembe renkli meşhur formaları her yerde görmek mümkün. İçi doldurulmuş sardalye, Cassata ve Cannoli tatlıları tadılması gereken lezzetlerin başında yer alıyor. Catania Catania, İyon Denizi kenarında, diğer şehirlerin de olduğu gibi Neksoslular tarafından kurulmuş. Ksenefon gibi düşünürlerin yaşadığı bu şehir sırasıyla kuzeyden gelen, Bizans'ın, Arapların ve Normanların boyunduruğu altına girmiş ve 15. yüzyılda ilk Sicilya Üniversitesi burada kurulmuş. Daha sonra burayı İspanyollar işgal etmiş ve 17. yüzyılda Catanialılar İspanyollara karşı ayaklanmış. Fakat ne yazık ki mutlulukları fazla sürmemiş, 1669’da Etna’nın büyük patlaması ve 1693’deki depremden sonra şehir yerle bir olmuş. Daha sonra barok tarzında yeniden inşa edilen Catania, Etna Dağı ve deniz arasında yer almasından dolayı birçok turiste ev sahipliği yapıyor. Günün her saatinde restoranlar, mağazalar, sokaklar dolu. Gezilip görülecek tarihi yapılar, kiliseler, meydanlar var ve bu yapılar sizi gerçekten çok etkileyecek. Kentin sokaklarını gezmek kadar bir şeyler yemek istediğinizde zeytinyağı ve sarımsak sosunda bekletilmiş aperatif zeytinler, köy ekmekleri, pizza ve makarnalar size “iyi ki buradayım” dedirtecek. İtalyan yaratıcılığı burada da kendini göstermiş. Çeşitli şekillerdeki hamur işleri, hem yemelik hem de seyirlik… Günün her saatinde içilen şaraplar da cabası. Sicilya’nın birçok kentinde olduğu gibi Catania’da da lav taşları bina yapımında kullanılmasından dolayı adı siyah şehir olarak biliniyor. Bu şehirde neredeyse bütün kiliseler Azize Agata’ya adanmış. Anlatıldığına göre üçüncü yüzyılda ilk Hıristiyanlığı kabul edenlerden biri olan Agata birçok kez işkence görmüş, yine de Hıristiyanlığı bırakmamış. Kilisenin içine girdiğinizde sağ tarafta Catania’ da yaşamış büyük kompozitör Vincenzo Belline’nin mezarını görebilirsiniz. Kısacık hayatına birçok ünlü müzik parçası sıkıştıran Bellini Fransa’da ölmüş, Paris’teki Pere La Chaise mezarlığına gömülmüş. Daha sonra kemikleri oradan alınarak Catania katedralindeki mezarına nakledilmiş. Duomo Katedrali, Fontana Dell’elefante, üniversite ve Republica Meydanı, Roma Amfi Tiyatrosu, Bellini Parkı görmeden geçilmeyecek yerlerden. Taormina Ada’nın en turistik yeri Taormina. Kıyaslanamaz güzellikteki manzarasıyla Tauro Dağı’nın eteğinde bulunuyor. Plajları, beach clubları, sokak ve caddeleriyle, hediyelik eşya satan dükkanlarıyla çok beğeneceğiniz şirin bir kent. İyon Denizi’ne bakan bir kayalık üstüne kurulmuş bu küçük kasabada sahile inmek için bir teleferik sistemi bulunuyor. Dar sokaklarındaki kafelerin tadını çıkardıktan sonra yürüyerek turkuaz koylara ulaşmak mümkün. Taormina’da görülecek yerler arasında; Yunan tiyatrosu var. Ayrıca Roma Dönemi’ne ait Odeon Tiyatrosu’nun ve bir sarnıcın kalıntıları da bulunuyor. Taormina’da ayrıca Antik manastır Badia Vecchia, St. Nicola kilisesi, 9 Nisan Meydanı görülecek yerler arasında. Taormina Rotaları Corso Umberto, tüm kenti neredeyse boydan boya geçen trafiğe kapalı caddesi. Üzerinde yer alan restoranlar, kafeler, barlar ve dükkanlar ile en hareketli ve canlı noktası. Caddenin tam ortasında yer alan Piazza IX Aprile ise muhteşem manzarası ile dünyanın en dramatik meydanlarından birisi. Teatro Greco, milattan önce üçüncü yüzyılda Yunanlılar tarafından inşa edilen Teatro Greco, birinci yüzyılın sonlarında bölgeyi ele geçiren Romalılar tarafından restore edilmiş. Teatro Greco, Sicilya kıyıları, İyon denizi ve karlı Etna Dağı’nı izleyerek güneşi batırmak için ideal bir nokta. Arkeoloji Müzesi, Roma hamamlarının yer aldığı, Palazzo Badia Vecchia’da yer alan arkeoloji müzesinde Yunan ve Roma kazılarından buluntular sergileniyor. Palazzo Corvaja Taormina, 15. ve 16. yy mimarisi taşıyan saray Sicilya’ya ait sanat eserlerini ve geleneksel eserleri sergileyen bir müze olarak faaliyet gösteriyor. San Nicola Katedrali, şehir kapısı Porta Catania’ya çok yakın, ortasında Taormina’nın sembolü haline gelmiş Barok çeşmesi bulunan Piazza del Duomo’da yer alan, 14. yüzyılda inşa edilmiş bu katedral, pembe mermer kolonları, ön cephesindeki enteresan oymaları ve de Barok kapısı ile etkileyici. Ortaçağ Kalesi kalıntıları Monte Tauro’nun tepesinde, muhteşem bir manzaraya nazır konumlanmış. Ayrıca 1640’dan kalma mabet Madonna della Rocca da burada yer alıyor. The Odeon, Taormina’nın küçük tiyatrosu olarak anılan Odeon, eskiden sadece aristokratların girebildiği bir tiyatroymuş. Taormina Bahçeleri, Via Bagnoli Croce’den ulaşılan bahçeler harika çiçeklere, egzotik bitkilere ve ağaçlara ev sahipliği yapıyor. Archeological Museum Baglio Anselmi, Barok kasaba Marsala’da yer alan arkeoloji müzesinde eski bir Roma villası ve etkileyici mozaikler sergileniyor. Giardini-Naxos, Eski Yunan kolonilerine ait kazı çalışmalarının yer aldığı Giardini-Naxos’da bir tapınak ve müze yer alıyor. Etna Yanardağı Dumanı tüten Etna Yanardağı… Taormina’ya bir saatlik mesafede, yüksekliği 3345 metre olan Etna, Avrupa’nın en yüksek aktif volkanik dağı. Etna gibi aktif bir yanardağın eteğine (Zafferana bölgesi) evler yapmış yerel halk. Hatta Etna'ya çıkarken birçok otel de görmek mümkün, temiz dağ havası almak isteyen turistler için tercih edilen bir lokasyonmuş burası. Dağda yerler genelde siyah-gri lav taşlarıyla dolu. Bu taşlar sağlam ve nem tutmadığı için inşaatlarda sıkça kullanılıyormuş. Hediyelik eşya dükkanlarında da lav taşlarından yapılmış takılar satılıyor. Gezginler ve doğa aşıkları yanardağ hareketlenmeye başladığında soluğu burada alıyorlar ve en güzel kareleri çekmek için günlerce burada konaklıyorlar. "Sicilya'da gezilecek görülecek yerler saymakla bitmiyor" Bölgedeki tek yanardağ Etna değil. Sicilya adasının hemen kuzeyinde, Tiran denizinde yer alan volkanik Lipari adaları da pek çok faal yanardağa ev sahipliği yapıyor. Bunlardan en kayda değer olanı Stromboli. Sicilya’da yapılacaklar listesine bu adada konaklayıp yanardağı izlemek eklenebilir ama kalınacak süreye bağlı. Adada düzenlenen gece turları sayesinde lavların püskürmesini ve denize doğru akmasını izlemek mümkün. Sicilya’nın sadece kuzeyi değil güneyi de yanardağlardan nasibini almış. Bunların arasında Ferdinandea yanardağı var. Sicilya’nın yanardağlarla çevrili coğrafyasını bir kenara bırakırsak en dikkat çekici özelliklerinden biri tarihi. Sicilya adasının kontrolü tarihte pek çok kez el değiştirmiş. Adaya sahip olanlar kendi kültürlerini adaya katmışlar. Yeme-içmeden, gezilecek-görülecek yerlere kadar her alanda bu kültürel çeşitlilik kendini gösteriyor. Adanın farklı şehirlerinde farklı kültürlerinin izlerini, eserlerini görmek mümkün. Örneğin Syracuse’da eski Yunan medeniyetinin izlerinin taşıyan Ortygia adası var. Her şeyden önce bu adada Antik Yunan döneminden kalma tapınaklar bulunuyor. "UNESCO dünya kültür mirası listesinde Sicilya'dan pek çok yer var" Ayrıca bu adanın görülmesi gereken iki meydanı var, Piazza del Duomo ve Piazza Archimede. Bu adanın yanı sıra Syracuse bölgesinde UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine eklenmiş Necropolis of Pantalica görülmeye değer yerler arasında. Bölgede tarihi İsa’dan önce 13. yüzyıla kadar giden yaklaşık beş bin adet mezar bulunuyor. Dünya kültür mirası listesindeki tam adı: Syracuse and the Rocky Necropolis of Pantalica. Yine Syracuse bölgesinden listeye giren bir başka şehir Noto. Bu şehir ve çevresindeki birkaç şehir daha, 1693 yılında adada meydana gelen bir deprem sonrasında, o yılların Barok tarzına göre yeniden inşa edilmiş. Dönemin barok mimari ve sanat anlayışını mükemmel bir biçimde yansıtmasının yanı sıra şehir plancılığında yapılan atılımlar da bu şehrin ve çevresinin UNESCO tarafından listeye alınmasını sağlayan kriterler arasında. Lipari Adaları ya da diğer adıyla Eolie Adaları’da volkanik oluşumları, doğal güzellikleri ve jeolojiye katkıları gibi sebeplerde listede kendilerine yer bulmuş. Listedeki bir diğer madde Agrigento şehrinde bulunan Valle dei Templi, yani Tapınaklar Vadisi. Agrigento adanın güneyinde yer alıyor ve Antik Yunan eserlerine ev sahipliği yapıyor. Listede birde Roma döneminden eser var; Villa Romana del Casale. Bu eser Piazza Armerina şehrinde yer alıyor, Roma döneminin lüks yaşam tarzından bir örnek sunuyor. Sicilya'yı anlatmakla bitirmek mümkün değil. San Vito lo Capo, Cefalu, Ortygia gibi daha pek çok yerin güzelliklerini de görmeniz gerekir. Goethe'ye atfedilen bir sözde olduğu gibi “Sicilya’yı görmeden İtalya’yı gezmek, İtalya’yı hiç görmemektir. Çünkü Sicilya her şeyin ipucudur.” Tarihi dokusuyla, kültürüyle, mutfağıyla Sicilya tatil rotanızın en başına alacağınız bir yer...


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör