Sosyal Medya Hastalığı FOMO


Neredeyse hepimiz sabah gözümüzü açar açmaz ilk olarak telefon ekranına bakarız. Hayati önem taşıyan gelişmelerden uzak kalmamak adına yapılan anlık takipler, artık hastalık boyutuna varan bir hal almışa benziyor. Bu psikolojik durum bir adım ileriye giderek resmiyet kazandı, FOMO (Fear of Missing Out) yani Gelişmeleri Kaçırma Korkusu… FOMO hastalığı insanların sosyal medyaya olan bağlılığını özetleyen bir ruh hali. Bu hastalığın başlıca belirtileri, sürekli sayfa yenileme ihtiyacı hissetmek, sosyal medyada online olmadığımız zamanlarda huzursuz hissetmek, paylaşılan bir fikrin veya görselin beğeni almaması sonucunda ortaya çıkan duygusal çöküntü veya sizi ucundan kıyısından dahi ilgilendirmeyen olaylara karşı aşırı sinirlilik olarak gösterilebilir. FOMO’nun dünyada 1990’ların başında soğuk savaş dönemi bittikten sonra ortaya çıkan küreselleşmeyle beraber gelişen teknolojinin bir sonucu olduğunu belirtiliyor. Küreselleşmenin getirdiği politik-sosyolojik değişimle birlikte aynı zamanda teknolojik bir değişim de oldu. Bu ikisi birleşince dünya elektronik bir köy haline geldi. Yani dünyanın herhangi bir yerinden biri, yine dünyanın herhangi bir yerinden biriyle tanışıp evlenebiliyor. Sanal ortamda iletişim kurabilme konusunda inanılmaz bir kolaylık var. Bu kolaylık insan hayatında öngörülemez değişikliklere neden oluyor. Gençler bir araya geliyor, herkesin elinde cep telefonu ve birbirleriyle konuşmuyorlar. Aynı evde herkesin elinde bir akıllı telefon, herkes ayrı bir dünyada. Evden çıkarken unuttukları zaman da muhakkak geri dönüp alıyorlar. Bu derece temel bir ihtiyaç haline geldi. Peki FOMO Nedir? FOMO, gündemi kaçırma korkusu. Nomofobi olarak bilinen, bağımlılık derecesinde telefon kullanma durumu. Bu durum insanın kontrol duygusuyla ilgili bir korku. Her insanda bir kontrol duygusu var. Fiziksel bütünlüğün kontrolü kaybolunca vücutta ağrı oluşuyorsa, psikolojik bütünlük de bozulunca korku oluşur. FOMO'nun kelime anlamı “Fear of Missing Out” yani çevrimiçi olmamaktan korkma. Kişi, internetle bağlantılı olmamaktan korkuyor. İnternete giremiyorsa çok huzursuz oluyor. Sosyal medyaya aşırı ilgi duyan kişilerin beyni, herhangi bir uyuşturucu madde almadığı halde, sanki almış gibi haz duyar ve bazı hormonlar salgılar. Buna "sanal uyuşturucu" deniliyor. FOMO belirtileri gösteren bu kişiler, ödüllendirilme ihtiyacı hissediyor ve bazı kaygılar taşıyor. Bu kişiler, sanal ortamda yer almadığı zamanlarda kendisini kötü hissediyor. "Z kuşağında daha sık görülüyor" Hiperaktif ve dürtü kontrolü zayıf kişiler risk grubunu oluşturuyor. Özgürlüğe tutkulu olan Z kuşağı yani 2000 ve sonrasında doğan çocuklarda FOMO daha sık görülüyor. 1980 ile 1999 arasında doğan Y nesli de hemen hemen aynı özelliklere sahip. Onların da teknoloji ve internetle iç içe olduğunu ve her iki kuşağın da oyuncaklardan çok teknolojik aletlerle ve sosyal medya ile haşır neşir olduğunu biliyoruz. Örgütsel bağlılıkları diğer kuşaklara göre daha az, daha bireyseller, daha rahat yaşamayı, para harcamayı ve istediklerine daha çabuk kavuşmayı seviyorlar. Çabuk tüketen kuşaklar olmalarının yanı sıra teknolojiyi iyi kullanan bu iki kuşak aynı anda birçok farklı alanla ilgilenebiliyor ve odaklanabiliyorlar. Ayrıca erkeklerde de bu duruma sık rastlanıyor. Mesleği gereği bilgisayarla vakit geçirmek zorunda olanlar, bilgi işlemciler ve yazılımcılar da risk altında. "Farkındalık FOMO tedavisinin temel aşaması" Sanal bağımlılığın üç aşaması olduğunu belirtiyor uzmanlar. İlk aşamada kişi internet kullanımının bağımlılık yaptığını bilse de günlük yaşamını değiştirmiyor. Sabah uyandığımızda gündemde ne var diye bakmak kabul edilebilir bir sınır. İkinci aşama ise kişi istemediği halde internette çok zaman geçiriyor ve harcadığı zaman için pişmanlık duyuyor. Bu nokta bağımlılığın ilk aşaması olarak kabul ediliyor. Bu kişiler sosyal medyada geçirdiği zamanı azaltmayı denese de başarılı olamıyor ve bunu hayatının bir parçası olarak kabul etmeye başlayarak okul, iş gibi zorunluluklarını ihmal etmeye başlıyor. Üçüncü aşama ise tedavi gerektiren aşama. Kişi bu noktada sosyal duygusal yoksunlukla tamamen izole edilerek tedavi ediliyor. Bu süreçte tedavi gören kişiler başta zorluk çekse de daha sonra hayata devam edebileceğini ve farklı şeylere yönelebileceğini fark ediyor. Bir müddet sonra sınırlı bir süre internet kullanımına yönlendirilen kişilerin tedavileri başarıyla sonuçlanıyor. Tabii bu süreçte en önemli adım farkındalık. FOMO'dan kurtulmak için... Öncelik sosyal ağlar olmadan yaşamı sürdürebileceğimizi kabullenmek ve kendimi kontrol etmek istiyorum diyebilmek. Sonraki süreçte internet kullanım sürenizi kısıtlamak. Eğer belirlediğiniz süreyi aşıyorsanız bir süre tamamen interneti hayatınızdan çıkarmayı denemelisiniz. Bu iki adımdan daha etkilisi ise ilgi alanları ve hobileri artırmak. Tabii burada da önemli olan bu etkinlikleri sosyal ağlarda paylaşmamak için kendinizi engellemeniz gerekiyor. Yine de bu bağımlılıktan kurtulamadığınızı düşünüyorsanız bir uzmandan yardım almanız faydalı olabilir.


0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Parkinson

Demans